Yaşasın yenilmedi(!)

Galatasaray'ın Monza ve Venezia maçlarındaki skorları ve performansı endişe vericiydi. Ligin başlamasına 12 gün kala Rennes gibi ciddi bir rakip karşısında sergilenecek oyun kadar skor da önemliydi. Beklediğimden iyi bir başlangıç yapan Galatasaray, ilerleyen dakikalarda Osimhen ve Sara dışında vites küçülttü. İlk yarı bittiğinde kaleyi tutan 3 şut da Osimhen'in kafasından gelmişti. Fransızlar, kalemize 45 dakikada tam 12 şut çekmişti. Uğurcan, yersiz bir özgüvenle topu oyuna sokarken rakibe hediye ettiği golle maçı beraberliğe getirdi. Osimhen ile birlikte takımın en iyisi olan Sara, sarı kırmızılıları tekrar öne geçirdi. Uğurcan'ın ardından kaptırdığı topla rakibe bir gol hediye eden bir isim daha sahne aldı; Leroy Sane. ''Galatasaray, ceza sahası açıklarında artık bir top kaybı daha yapılıp bir gol daha yemiş olamaz'' diye düşünenler yanılıyor. Bu kez sıra Abdülkerim Bardakçı'daydı. Topu kaptırdı, penaltıyı yaptı ve artık konuk ekip öne geçmişti. Ne acayip değil mi; dört sene üst üste şampiyon olup, Avrupa'da başarılı bir sezon geçiren Galatasaray, daha sezon başlamadan taraftarının tepkisiyle karşı kaşıya kalıyor. Elbette ki bu tepkilerin tamamı yönetime. Takımın ilk maçına sayılı günler kaldı, Osimhen dışında neredeyse iyi giden hiçbir şey yok, Osimhen'in yedeği yok. Cimbom en azından bu kez yenilmedi. ''Gelişme var'' diyebiliriz.