Her güzel şeyin bir sonu var. Ama son var, "son" var... Şampiyonlar Ligi başladığında ligin en değerli 24. takımıydı Galatasaray. İlk 16'ya kalan takımlar arasında da 15. idi temsilcimiz. Bir sezonda iki kez Liverpool'u (hem de gol yemeden) yenmek, İspanyol devi Atletico ile oynanan maç hafızalardan kolay kolay silinmeyecek anılar. Bu macera, farklı bir hezimetle bitmeseydi, zayiat bu denli büyük olmasaydı, maçla ilgili yorumlar tatlıya bağlanabilirdi. "Başarı" ve "başarısızlık" şıkları bu sezonki Avrupa karnesine dair yapılan bir ankette yeterli olmazdı, makul bir yenilgiyle final yapılabilseydi.
Keza bence; gayet "iyi iş" çıkarılmıştı. Ayakta alkışlanmak, gururlanmak abartılı olsa da Okan Buruk ve talebeleri için bir "aferin" çok görülmemeliydi; bir, iki hatta üç farklı bir yenilgi halinde bile. Dün gece sadece Galatasaray değil Türk futbolu da ağır bir yara aldı. Şampiyonlar Ligine ağır bir yenilgiyle veda etmenin ötesinde kritik milli maçlar öncesinde hiç hoş olmadı. Uğurcan'ın muhteşem kurtarışlarına rağmen böyle bir skor tabelasına maruz kalmak ciddi şekilde moralimizi bozdu.

5