Konu, Galatasaray'ın Barcelona'ya yenilmesi değil elbette. Fakat Galatasaray öyle bir dönemde, evinde, farklı yenildi ki tadımızın kaçmaması mümkün değil. Maça iyi bir takım savunmasıyla başlayan sarı kırmızılılar, durdurması en zor takımı durdurmayı başarmış, 'uyarına gelirse bir de gol atarım' anlayışının meyvesini Batrakov'la almıştı. Rus futbolcu bir iki yıla Avrupa'nın önemli bir liginde, önemli bir takım formasına giymeye namzet bir oyuncu olduğunu ispatladı. Onun kullandığı kornerden gelen golde Barış'ın kıl payı ofsaytta çıkması Katalanlar için büyük şans. Maç, lehimize 2-0'a gelse 'kesin kazanırdık' diyemeyeceğim ama işler bambaşka seyredebilirdi. İki takımla Şampiyonlar Ligi'nde yer almak, son dünya ve Avrupa şampiyonalarına katılmak, dünyaca tanınan yıldızlarla dolu bir lige sahip olmak, Türk futbolunun yelkenlerini rüzgarla doldurmuştu. Şu aşamada milli takımın Fransa'yı elinden kaçırması ve sonrasında gelen üç yenilgi, saha dışında adli yargıda gelişen hadiselerle birlikte ciddi bir duraklama, hatta gerilemeye yol açacak gibi duruyor.
Dün gece pek çok şeyi Türk futbolu lehine çevirebilecek bir zafer olabilir miydi Benim yanıtım; evet, olabilirdi. İlkay Gündoğan'lı, Leroy Sane'li bir on bir kulağa ve göze daha mantıklı geliyor. Ciddi maliyetlerle alınan Lesley ve Bitshiabu transferlerinin bomboşluğu artık çok dikkat çekiyor. Bu takım için bu denli ciddi paralar harcanmasına rağmen kadro mühendisliği sınıfta kalmış durumda. Jakobs'un stoper başlaması, Uğurcan yerine Jankat'la başlamak kadar büyük dramdır. 'Okan Hoca haksızdı' diyemem ama ' Galatasaray'ın stoper rotasyonu neden bu halde' rahatlıkla diyebilirim. Sonuçta 'malumun ilamı' hayat buldu. Gezegende bir kişinin bile şaşırmayacağı bir sonuçla Galatasaray, an itibarıyla gezegenin en iyi takımına yenildi. Oysa ki biz Galatasaray'dan çok daha fazlasını bekliyor ve istiyorduk. Çünkü olabilirdi. Dün gecenin en güzel detayı tribünün olgunluğuydu bence. Mağlubiyeti kabullenip, takımı desteklemeye devam etmeleri, (televizyondan öyle gördük, duyduk) doğru tavırdı. Ne diyelim; geçmiş olsun.

17