Fabrika ayarları

İlk yarısında 0-3 olmuş bir maç için yazı yazmak kolay değil. Bireysel performanslar da yanıltıcı olabilir ama Osimhen- Yunus ikilisinin, zamanının İcardi- Kerem ikilisi gibi bir ritim yakaladığı bir gerçek... Daha önce de vurguladığım gibi halen daha 10 numara ve golcü eksiğiyle dikkat çeken Galatasaray'da bu durum hayli manidar. Gerçi dün akşamın 10 numarası, günün Barış Alper Yılmaz ile birlikte kötülerinden olan Gabriel Sara'ydı. Lemina ve Torreira ikilisi yine harikaydı ama ne ironik ki; ikisinin de gitme olasılığı konuşuluyor. Üstelik ligin ikinci haftasındayız. Sara ile Barış Alper, Erzurum'daki gibi oynayacaklarsa, Leroy Sane'yi kesmek büyük haksızlık gibi duruyor. Dün akşamın en iyilerinin hiçbirisinin alternatifi yok. İkisinin birkaç gün içinde ayrılmasıysa hiç kimseyi şaşırtmayacak. Arsenal de her an vites büyütüp bir anda Osimhen'i paketleyebilir.
"Batrakov ve Lesley transferleri yüzde yüz tutar" diyebilen kaç kişi var Galatasaray'da her şey bir anda tuzla buz olup karalar bağlanabilir. İki transfer, Okan Hoca ile Başkan Dursun Özbek'in eldivensiz bir hesaplaşmayla, barış imzalamasıyla bir anda her şey güllük-gülistanlık olabilir. Belli ki derin ve yaygın Galatasaray aklı masaya vurdu gibi duruyor. Bakalım yakın çevresiyle eski bir ikinci başkan olan duayen bir gazeteci aracılığıyla anlaşan Dursun Özbek bu zorlu ortamdan bir ahenk çıkarabilecek mi Kendisine önerim Okan Hoca'ya dört elle sarılması yönünde. Yoksa başkanlık ömrü, Buruk'un vedasından çok da uzun olmayabilir. Sarı-kırmızılı camia, kanaat önderleri hatta taraftarlar bile Burak Elmas sürecinden yeterince ders aldı. Söylemeden geçemeyeceğim; Galatasaray ne zamandır bu kadar rahat maç kazanmamıştı. Bu da mı tesadüf