12 Yıl Zorunlu Eğitim Lobisi

12 yıl mecburi eğitim okumak isteyenleri okumak istemeyenlerle aynı sınıfa hapsetti, peki bu politika gençlerin geleceğini gerçekten mahvediyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın temel iddiası, 12 yıl mecburi eğitim politikasının gençleri yanlış yönde etkilediği ve istihdam sorunlarını derinleştirdiğidir. Bunu öne sürüyor çünkü ilgisiz öğrencilerin sınıf ortamını bozması, öğretmenleri bunaltması ve işsiz meslek sahibi gençler yarattığını gözlemliyor. Yazının kalbindeki kilit argüman, kabiliyete göre yönlendirme olmaksızın 12 yıl mecburiyetin hem akademik öğrencilere hem de topluma zarar verdiğidir—ama acaba bu hükümete başarısızlığı tamamen bağlamak, eğitim ve istihdam uyumsuzluğunun çok boyutlu kökenlerini göz ardı etmiyor mu?

Okullarımız üzerinden çok derin operasyonlar yapılmasına alışkınız.

Bugünlerde olan da bu.

Amma velâkin bu operasyonlara biraz da "siyasiler" zemin hazırlamıyor mu

Mesela...

Mecburi eğitimi önce sekiz, sonra da bu iktidar döneminde 12 yıla çıkartmak kimin, kimlerin aklıydı

Sakın "Fetö" tuzağı olmasın!

Bugünkü Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçmişin yüklerini taşıyor ve sırtında yumurta küfesiyle dolaşırken hedef haline getiriliyor.

Geçmişin yükleri...

Mesela...

En önemlisi, 12 yıl mecburi eğitim meselesi!

Sayın Bakan, süreyi kademeli olarak geri çekmek istedi ama...

Olmadı.

Olamadı!

Engellendi!

"Lobiler" engelledi!

Bakanların, hatta Cumhurbaşkanı'nın aşamadığı lobiler!

Duruma bakalım:

Gençliği nasıl tüketiyoruz hep birlikte!

Yaşın on sekize gelmiş...

Okulda ruhun sıkılıyor, istemiyorsun...

Mecburen gönderiyorlar!

Niçin gönderiyorlar

Kanuni mecburiyet var.

Gitmemenin cezası var!

Lise mecburi!

Bu iktidardan evvel "kesintisiz 8 sene olan" okul mecburiyeti, "kesintili" 12 yıla çıkartıldı.

Çıkartıldı da ne oldu

Çok şey oldu.

Bir kere, koca koca gençlerin okumak isteyenleri ile okumak istemeyenleri bir arada, aynı sınıflarda toplandı.

Okumak isteyenler can kulağı ile ders dinlemeye, not almaya çalışırken...

Okumak istemeyenler dersi kaynatmak, huzuru bozmak için ellerinden geleni yaptı.

Öğretmenler de okumaktan nefret edenlerle uğraşırken okumak isteyenlerle ilgilenemez hale geldi.

Gıcık oldukları okula zorla gönderilen, yani kanun zoruyla gönderilen koca koca insanlar, dışarıda yapacak işleri olmadığı için...

Olmadık "arkadaşlar" edindi.

"Kötü" arkadaşlar edindi!

Okul dışındaki boş vakitlerinde olmadık arkadaşlarla takıla takıla iyice bozuldu.

Şiddete meyletti.

Bu sefer de...

Kendisini "adam etmeye" çalışan öğretmenlerine ters çıkmaya başladı.

Öğretmenler de, dışarıdan kötü kötü alışkanlıklar getirmiş kocaman insanlarla uğraşmaktansa çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih etti.

Onlar mecburen böyle yapınca da, mecburen okula gidenler iyice şımardı.

Öğretmeni "pıstırttığını" düşünerek, iyice havalara girdi.

Öğretmen bu tavırlara dayanamayıp sert çıktığında da, işler iyice çıkmaza girdi.

Okullardan neler geliyor neler; bazı "zoraki öğrencilerin" en berbat iftiralarına uğrayan öğretmenler!

Aile saadeti bozulan, aile boyu perişan olan öğretmenler!

*

Okumak isteyenle okumaktan nefret eden, aynı mekânda.

Sonuç

Her iki taraf da perişanlık!

*

Çocuklar zamanında kabiliyetlerine göre yönlendirilse.

Mühendisliğe eğilimi olan oraya, ara elemanlığa eğilimi olan da buraya sevk edilse.

Mecburi eğitim eskiden olduğu gibi 5 yıla indirilse...

Meslek eğitimi cazip hale getirilse, şimdiki gibi "ağırlıklı olarak haylazların toplandığı" bir yer olmaktan çıkartılsa...

Zamanında yönlendirilen gençlerin kollarına birer altın bilezik takılsa...

Üniversite öğrencisi sayısı bakımından Avrupa'nın açık ara birinci sıradaki ülkesi olmasak...