Yumurtalık kanserinde merak edilenler

Sevgili Hürriyet okurları... Zaman zaman birbirinden değerli isimleri ağırladığım köşemde sizden gelen soruları da yanıtlıyorum.

Bu hafta gelen sorular üzerine kadın hastalıkları alanında sessiz ama etkili ilerleyen, çoğu zaman fark edilmesi güç, ancak sonuçları oldukça ciddi olan yumurtalık kanseri ile ilgili merak edilenlere değinmek istedim. Tıpta "over kanseri" olarak adlandırılan bu durum, kadın üreme sisteminin en karmaşık ve en az belirti veren kanser türlerinden biridir. Ne yazık ki, erken dönemde belirti vermediği için tanısı genellikle ileri evrelerde konur. İşte bu yüzden farkındalık ve bilgi, yumurtalık kanseriyle mücadelede en güçlü silahlarımızdır. Yumurtalık kanseri, yumurtalıklarda yer alan hücrelerin kontrolsüz büyümesiyle ortaya çıkar. Üç temel hücre tipinden kaynaklanabilir; epitel hücreleri, germ hücreleri ve stromal hücreler. En yaygın olanı epitel tiptir ve genellikle menopoz sonrası kadınlarda görülür. Genetik yatkınlık, özellikle BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları, bu kanser türünün riskini ciddi oranda artırır. Ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü olan kadınların bu açıdan dikkatli olması ve genetik danışmanlık alması önemlidir.

Haberin Devamı

SİNSİ ŞEKİLDE İLERLİYOR

Bu hastalığın en can sıkıcı yönlerinden biri, sinsi ilerlemesidir. Karın şişliği, hazımsızlık, erken doyma hissi, pelvik bölgede baskı ya da ağrı, sık idrara çıkma gibi belirtiler çoğu zaman kadınlar tarafından geçici sindirim problemleriyle karıştırılır. Oysa bu semptomlar aylarca sürebilir ve kadının günlük yaşam kalitesini fark ettirmeden etkiler. İşte bu nedenle her kadının bedenindeki küçük değişimleri ciddiye alması, şüphe duyduğunda bir kadın hastalıkları uzmanına başvurması gerekir. Tanı aşamasında en çok kullanılan yöntem ultrasonografi ve kanda CA-125 seviyesinin ölçülmesidir. Ancak CA-125 her zaman güvenilir bir belirteç değildir çünkü bazı iyi huylu hastalıklarda da yükselebilir. Bu yüzden doktor değerlendirmesi çok daha kıymetlidir. Gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemleri ve biyopsi ile kesin tanıya gidilir. Tedavi ise hastalığın evresine bağlıdır. Genellikle cerrahi müdahale ilk adımdır. Ameliyat sırasında sadece tümör değil, yayılım göstermiş olabilecek tüm doku ve organlar dikkatlice değerlendirilir. Ardından kemoterapi uygulamalarıyla hücresel düzeyde mücadele devam eder. Modern onkolojik yaklaşımlarla birlikte yaşam süresi uzamakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Ancak tüm bu aşamalar, hastalığın ne kadar erken tanındığıyla doğrudan ilişkilidir.