Sevgili Hürriyet okurları... Meme kanseri, tıp dünyasının en çok araştırma yaptığı ve tedavi haritasının en hızlı dönüştüğü alanlardan biri olmaya devam ediyor. Son yıllarda klinik araştırmalar, "tek tip tedavi" devrinin tamamen kapandığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Meme kanserinde yeni gelişmeler ve kanseri önlemede etkili olabilecek beslenme önerileri hakkında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun şu bilgileri verdi...
GEN HEDEFLİ TEDAVİLER VE İMMÜNOTERAPİ
Uğur Coşkun
Gelişen tekonoloji ve güncel tıbbi gelişmeler ışığında tümörün biyolojik alt tipine göre şekillenen nokta atışı tedaviler meme kanserinde yüzümüzü güldürüyor. Artık tümörün genetik yapısını hedef alan ve bağışıklık sistemini devreye sokan akıllı ilaçlar kullanıyoruz. Tüm bu gelişmeler neticesinde sağ kalım oranları artarken hastaların yaşam kalitesi de belirgin şekilde yükseldiğine şahit oluyoruz. ADC (Antikor-İlaç Konjugatları) dediğimiz yeni nesil ilaçlarla kemoterapi ajanını doğrudan kanserli hücreye taşıyarak sağlıklı dokuların zarar görmesini engelliyoruz. Özellikle tedavisi zor kabul edilen HER2-pozitif vakalarda hastalara önemli avantajlar sağlıyor. Üçlü negatif meme kanseri hastalarında da immünoterapi ile güzel neticeler alıyoruz. Özetle, kişiselleştirilmiş immünoterapi ile erken ve ileri evre hastaların tedavilerinde oldukça olumlu sonuçlar alınıyor. Gen ekspresyon analizleri sayesinde, erken evre hormon reseptörü pozitif hastalarda kemoterapinin gerekli olup olmadığı önceden tespit edilebiliyor. Böylece pek çok hasta kemoterapinin ağır yan etkilerinden korunabiliyor.
Haberin DevamıBİLİMSEL VERİLERLE GÜNCELLENEN BESLENME MODELİ
Her hastalıkta olduğu gibi kanserde de doğru beslenmenin yeri oldukça önemli. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği'nin verileri ve yapılan geniş çaplı bilimsel araştırmalar, doğru beslenme ve aktif bir yaşamın kanserin nüksetme riskini azaltabileceğini ve ölüm oranlarında düşüş olabileceğini bize gösteriyor. Özellikle Akdeniz tipi diyet modelinin uygulanması, bunun yanında düşük glisemik indeksli beslenmenin hastalarımız için en uygun beslenme biçimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada onkoloji diyetisyenleri, tabak modeli ile beslenmeyi daha anlaşılır bir şekilde açıklıyor. Tabak modelinde tabağın yarısı sebze meyve ile doldurulmalı, tabağın diğer yarısı üç parçaya ayrılıp bu bölümlerden birine sağlıklı pişirme yöntemiyle hazırlanmış az yağlı kırmızı et, tavuk, balık gibi hayvansal proteinler, bir bölümüne kan şekerini yükseltmeyen, tam tahıllı karbonhidratlar ve bir diğer bölümüne de sızma zeytinyağı, avokado, ceviz, badem gibi sağlıklı yağlar yer almalı. Günlük 2-3 porsiyon yoğurt kefir gibi fermente süt ürünleri tüketmek kemik sağlığı açısından önemlidir.

2