Yazar, yapay zekâ araçlarının çocuk sağlığında kullanılmasının risklerini vurguluyor; çünkü bu sistemler çoğunlukla yetişkin verisiyle eğitilmiş olup acil durumları yanlış değerlendirebiliyor. Ancak yazının kalbi şu soruyu taşıyor: eğer bugün hastanelerdeki yapay zekâ sistemleri zaten kritik tedavi kararlarını veriyorsa, ebeveynlerin yapay zekâya güvenmemesi çağrısı ne kadar tutarlı?
Sevgili Hürriyet okurları... Son zamanlarda kahvehane sohbetlerinden üniversite koridorlarına kadar her yerde yapay zekâ konuşuluyor.
Özellikle ChatGPT gibi araçların hayatımıza girmesiyle birlikte, artık bir çoğumuz sağlığımızla ilgili soruları önce bu dijital asistanlara sormaya başladık. Yemek tarifinden tatil planlarımıza, düğünde seçeceğimiz çiçeğe kadar yapay zekâ karar veriyor. Peki, konu çocuklarımız, en kıymetlilerimiz olunca bu yapay zekâlar bir tuş uzağımızdaki bir doktor mu Yoksa daha önceden 3 çocuk büyütmüş karşı komşu abla kadar mı biliyor Ne kadar güvenmeliyiz veya daha güzel soru nereye kadar güvenmeliyiz
ÇOCUKLAR 'KÜÇÜK YETİŞKİNLER' DEĞİLDİR
Tıpta çok temel bir kural vardır; çocuklar sadece yetişkinlerin küçük birer kopyası değildir. Çocukların fizyolojisi, büyüme süreçleri ve hastalık belirtileri sürekli bir değişim ve gelişim halindedir. Bugün kullandığımız yapay zekâ modellerinin çoğu yetişkin verileriyle eğitildiği için bu sistemlerin çocuklar için her zaman doğru sonuçlar üretmesi zordur. Aynı zamanda yapay zekâlara soru soran ebeveynler bebeğinin yaşını, geçmiş hastalıklarını, hastalık bulgularının ortaya çıkış zamanını, daha önceden kullandığı ilaçlar gibi anahtar bilgileri yapay zekâya sunmaz ise yapay zekâlar kolaylıkla hata yapabilir ve yanıltıcı olabilmektedir.
Haberin DevamıDİJİTAL BİR ASİSTAN MI YOKSA BİR DOKTOR MU
Yeni nesil yapay zekâ araçları (örneğin ChatGPT Health), tıbbi terimleri açıklamak veya doktor randevusuna hazırlanırken soru listesi oluşturmak gibi konularda harika birer "sekreter" gibi çalışabilir. Ancak bu sistemlerin birer "doktor" olmadığını unutmamak hayati önem taşıyor. Yapılan araştırmalar, bu araçların bazen acil durumları (triyaj) doğru şekilde önceliklendiremediğini ve hayati tehlikesi olan vakaları gözden kaçırabildiğini gösteriyor. Bu yüzden en azından 2026 yılında yapay zekâya danışarak acile gidip/gitmemeye karar vermemeli, doktorunuza danışmadan ilaç kesmemelisiniz. Kim bilir belki 5-10 veya 15 yıl sonra her şey değişebilir ancak bugünün şartlarında en kıymetlimiz olan çocukların sorumluluğu yapay zekâya devredilmemeli. Tabii bu uygulamalarla her bilgi paylaşımımız aynı zamanda dijital ayak izi bırakmakta. Bu araçlara çocuğunuzun özel sağlık bilgilerini yüklerken iki kez düşünmelisiniz; çünkü yapay zekâların çoğu henüz tıbbi gizlilik standartlarına tam uyumlu değil ve verilerinizin güvenliği konusunda da riskler barındırıyor.
Haberin DevamıYİNE DE GELECEK UMUT VERİCİ
Tüm bu uyarılara rağmen, yapay zekâ çocuk sağlığında devrim yaratacak potansiyele sahip. Bugün hastanelerde; bebeklerde sepsis (kan zehirlenmesi) gibi ciddi durumları önceden tahmin eden sistemler, nadir hastalıkların teşhisini hızlandıran görüntüleme teknolojileri ve hatta karmaşık ameliyatlar öncesinde çocuğun vücudunun sanal bir kopyasını çıkarıp cerrahi provaya olanak tanıyan "dijital ikizler" kullanılıyor. Bugünden geleceğe bir projeksiyon yaparsak benim tahminimi sorarsanız, yapay zekâlar hem aile kullanımı için hem de sağlık profesyonelleri için mükemmel asistanlar haline gelecek. Bir doktorun aletleri nelerdir dediğimizde aklımıza nasıl stetoskop, röntgen geliyor ise bir gün profesyonel yapay zekâ destek sistemleri de bu listeye girecek. Doktorun yerine geçmeyecek ancak doğru tanı ve tedavi konusunda destekleyici bir rol üstlenecek.

4