Sevgili Hürriyet okurları... Bu hafta konum kalp ve damar sağlığı, konuğum ise TOBB ETÜ Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Hüseyin Bozbaş... Son günlerde gündem olan 'Frank çizgisi'ne ve kalp damar sağlığına değinen Bozbaş, şu bilgileri verdi...
Ülkemizin sevilen sanatçılarından Cem Yılmaz'ın yaşadığı damar sertliğine bağlı rahatsızlık nedeniyle "Frank çizgisi" gündemi oldukça meşgul etti; yazılı, görsel ve sosyal medyada bu konuda pek çok haber yer aldı. Oysa Frank çizgisi ile damar sertliği arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak oldukça zordur. Yapılan küçük ölçekli çalışmalarda, Frank çizgisi bulunan kişilerde damar sertliğine bağlı olayların bir miktar arttığını gösteren veriler mevcuttur. Ancak damar sertliğinin asıl nedenleri, bizim "klasik risk faktörleri" olarak adlandırdığımız unsurlardır. Çeyrek asırlık bir girişimsel kardiyolog olarak hastalarımızın kulak memesinde Frank çizgisini gördüğümüzde doğrudan "Damar sertliği riskiniz yüksek" demiyor, buna dayanarak anjiyo kararı almıyoruz. Damar sertliği ve kalp krizi riskini artıran faktörleri ve bu faktörlerin riski ne kadar yükselttiğini şu şekilde sıralayabiliriz.
Haberin Devamı1. Genetik: Ailede erken yaşta damar sertliği öyküsü riski 3-4 kat artırır. (Birinci derece erkek akrabalarda 55 yaş altı, kadın akrabalarda 65 yaş altı kalp krizi, inme/felç, stente veya baypas ameliyatına ihtiyaç duyulması durumları).
2. Sigara:3-4 kat
3. Şeker hastalığı (Diyabet):3-4 kat
4. Hipertansiyon:2-3 kat
5. Kolesterol yüksekliği: 2-3 kat
6. Kronik stres:2-3 kat
7. Obezite:2 kat
8. Hareketsiz yaşam:2 kat
9. Sağlıksız beslenme:2 kat
10. Uyku apnesi:2 kat
11. Kronik iltihabi (enflamatuar) durumlar/Romatizmal hastalıklar:2 kat
Yapılan bilimsel çalışmalarda Frank çizgisinin damar sertliği riskini artırma oranı yalnızca 1.3 civarında bulunmuştur. Yaş ilerledikçe hem kulak memesindeki çizginin belirginleştiği hem de damar sertliğinin arttığı bilinmektedir. Dolayısıyla buradan yola çıkarak "Kulak memesinde çizgi olanlarda kalp krizi riski artıyor" şeklinde bir algı yaratmak kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Yukarıdaki oranlarla karşılaştırıldığında; asıl sağlığımızı tehdit eden ve damar sertliğine yol açan unsurların klasik risk faktörleri olduğu net bir şekilde görülür. Bu faktörler bir araya geldiğinde ise damar sertliğine bağlı hayati risk katlanarak artar. Yani bu risk faktörlerinden ne kadar çoğuna sahipsek ve bunlara ne kadar uzun süre maruz kalıyorsak risk o derece yükselir. Burada "maruz kalınan süre" hayati bir kavramdır. Örneğin, 30 yıl boyunca günde 1 paket sigara içmekle, 10 yıl boyunca günde yarım paket içmek arasında damar sertliği gelişimi açısından ciddi fark vardır. Benzer durum kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve hipertansiyon için de geçerlidir. Zamanında tanı koyar ve hipertansiyonu kontrol altına alırsak damar sertliği riskini büyük ölçüde bertaraf edebiliriz. Aynı şekilde diyabet ve kolesterol yüksekliğini geç kalmadan saptayıp tedaviye başladığımızda damarlarımızı etkili bir biçimde korumuş oluruz. Bu nedenle 40 yaşını geçen her bireyin mutlaka kardiyolojik muayeneden geçmesi ve hekiminin önerileri doğrultusunda düzenli kontrollerini sürdürmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki kalp ve damar hastalıkları, uygun yaşam tarzı değişiklikleri ve mevcut risk faktörlerinin zamanında tedavisiyle çok büyük oranda önlenebilir.

2