"Zafer bizimdir" - Şecaat ve cebanet (2)

1971 Muhtırası sürecinde sol eğilimli bir ihtilal hazırlığı içinde olan Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ve onlarla imza atan Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu'nun ve onların o zamanki Demirel Hükümetinin istifasını isteyip Demirel'in de istifa etmesine ve bunlara kimsenin karşı çıkmamasına rağmen, Yeni Asya cemaati imanından aldığı cesaretle nâşir-i efkârları olan Yeni Asya gazetesinde mukabele etmiştir.

Evet, Yeni Asya Cemaati bu şehamet ve şecaat ifadesi olan başlıkla o zalimlere mukabele etmiş; onlar ise suçlu ve hain de oldukları için gazetemize mukabele bile edemeden hemen ihtilâli muhtıraya çevirip darmadağın ve perişan olmuşlardır.

Demirel Hükümeti'ni de istifa ettirdikleri için alelacele hükümet boşluğunu telâfi amacıyla geçici bir Nihat Erim hükümeti kurup erken seçime gitmeye mecbur olmuşlardır.

Elbette bu ilk ve son değildir. Hem 1980 İhtilali'nden sonra Anayasa Oylaması'nda hem de o menhus 28 Şubat'ta bu cemaat adeta tek başına mukabele etmiş ve bedelini de ödeyerek, hiç kimseye dokunulmazken gazetemiz yaklaşık 470 gün kapalı kalmıştır.

Üstelik elbette mesele bir başlıktan ibaret olmayıp, hatırımda kaldığı kadarıyla devamında:

"Siz Türk milletinin paşası mı, yoksa Moskof'un maşası mısınız Moskof'a maşa olan bize paşa olamaz. Burası diyar-ı İslâm'dır, baykuşlar ötemez." mealinde yazılar olduğunu hatırlıyorum. Teferruatı o günkü gazetelerden bulunup öğrenilebilir.

Demek arslan yatağı boş kalmıyor. Aynı inancın mensupları, en imkânsız zannedilen zaman ve mekânlarda harikalar çıkarabiliyor.

İşte bu fıtrî cesaret karşısında nice kahraman zannedilenlerin nasıl bilakis cebanet içinde sindiklerine bizzat şahit olanlardanım. Evet bu, benim de şahidi olduğum bir yakın tarih olaylarındandır.

Mehmet Âkif'in dediği gibi:

"İki üç balta ayırmaz bizi mâzîmizden.

Ağacın kökleri mâdem ki derindir cidden,

Dalı kopmuş, ne olur

Gövdesi gitmiş, ne zarar

O, bakarsın, yine üstündeki edvârı yarar,

Yükselir, fışkırıp, âfâk-ı perişânımıza;

Yine bin vâha serer kavrulan îmânımıza."

dediği gibi; Asım'ın nesli diye manzumeleştirdiği nesil işte bu cemaat olsa gerektir.

İşte buna mümasil yine başörtüsü zulmüne karşı mücadele eden ve 28 Şubatın etkilerinin devam ettiği dönemde 17 Ağustos depreminin olduğu günlerde "Deprem İlâhî ikazdır" diyen de bizdik.