İktidar mı, ana muhalefet mi (1)

Günümüzde de bazı mihraklar, başka bir seçenek yokmuş gibi insanlara "İktidardan mı yanasın, yoksa ana muhalefetten mi" sorusunu dayatmaktadır.

Hâlbuki biz, "Kırk satır mı, kırk katır mı" misalinde olduğu gibi alternatifsiz bir tercihe mecbur değiliz. "Demokrasilerde çare tükenmez" diyen Süleyman Demirel, hürriyet ve demokrasi ortamında daima alternatiflerin mevcut olduğunu ifade ederken, "Demokrasi, çare üreten bir sistemdir" sözüyle bu hakikati veciz şekilde dile getirmiştir.

Öyleyse bizler, ifrat ve tefritten kurtulmak için vasat ve istikamet olan doğru yolu tercih etmekle mükellefiz. Risale-i Nur, bu istikameti açık bir şekilde göstermektedir. Biri ifrat, diğeri tefrit olarak algılanabilecek "iktidar" ve "ana muhalefet" seçeneklerinden hangisinin yanında durduğumuzu sormak yerine, esasen "İstikamet nasıl bulunur" sorusuna muhatap olmamız gerekir.

İslâmiyet, insanı ifrat ve tefritten kurtararak hidayet ve istikamet olan "sırat-ı müstakim"e, yani orta ve vasat yola sevk eder; bu yolun aynı zamanda bir Cadde-i Kübra olduğunu bildirir. Bediüzzaman Said Nursî, "İfrat ve tefrit, hayat-ı içtimaiyeye karşı isyan ateşini yakan iki âmildir" (İşârâtü'l-İ'câz, s. 300.) ifadesiyle, istikamet yolunu net biçimde ortaya koymaktadır.

Günümüzde ise maalesef siyaset sahnesinde iktidar ve ana muhalefet, çoğu zaman ifrat ve tefrit uçlarını temsil eder hâle gelmiştir. Hâlbuki bize lâzım olan şey, tarafgirlik değil; hak, adalet ve istikamettir.

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur'dan aldıkları derslerle ifrat ve tefrite düşmeden istikameti muhafaza etmeye çalışır; ehl-i imana yol göstermeyi ve günübirlik siyasî hesaplara âlet olmamayı esas alır. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri; padişahlık, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerini yaşamış, nihayet 1950 sonrası demokrasi dönemine de şahit olmuştur. Onun bu süreçlerde sergilediği duruş, bize bugün için de mühim bir rehber niteliğindedir.