Yazar, İsrail'in Filistin'de sivil halka yönelik şiddeti ve Lübnan'daki Hıristiyan heykeline saldırıyı, söz konusu ülkenin 'tüm dinlere saygılı' imajının ikiyüzlülüğü olarak eleştirmektedir. Bu iddiayı somut olaylarla desteklemesine rağmen, yazının sonunda kullandığı dua ve genellemeler, yapıcı eleştirinin etkinliğini sorgularken, belki de farklı uluslararası tepkiler ve dokümantasyonların yeterli mi olduğu gibi soruları gündeme getirmiyor mu?
Filistinli avukat Ebu'l Rub, Ramazan Bayramı sonrası El-Halil yakınlarında çocuklarıyla birlikteyken gaspçı İsraillilerin saldırısına uğradıklarını ifade etti. "12 gaspçı İsrailli aracımızın üzerine çıktı. Çocuklarım o günden sonra geceleri uyumakta büyük zorluk yaşıyor." diye konuşan Ebu'l-Rub, ayrıca hamileliği sırasında da gaz bombaları, tehditler ve fiziksel saldırılara maruz kaldığını belirtti.
Miad Ebu'l-Rub'un bir avukat olması, maruz kaldığı bu muamelenin hukuksuzluğunu daha da ironik ve acı bir hale getiriyor.
Tüm baskılara rağmen Filistin halkının topraklarında kalmaya devam edeceğini vurgulayan Ebu'l-Rub, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Biz bu toprakların sahibiyiz ve bu topraklardan vazgeçmeyeceğiz. Bizim toprakla bağımız aidiyet ve kimlik bağı. Bu bağ çok derin. Biz burada kalıcıyız, onlar ise geçici."
L'Espresso dergisinin, Batı Yaka'nın El-Halil kenti yakınlarında zeytin hasadı sırasında çekilen ve Filistinli avukat Miad Ebu'l-Rub'un da yer aldığı bir sahneyi konu alan fotoğrafı kapağına taşıması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Derginin "İstismar" başlığıyla yayınladığı kapak, İsrail tarafında tepkiyle karşılanırken, İsrail makamları görselin "gerçeği yansıtmadığı" iddiasında bulundu. Buna karşılık dergi, olay anına ait video görüntülerini yayınlayarak fotoğrafın sahadaki gerçekliği yansıttığını doğrulamıştı.
Benim de en büyük korkum umarım bir sembol haline hızla gelecek olan Ebu'l-Rub kardeşimizin İsrailliler tarafından katledilmesi... Çünkügözü dönmüş bu vampirler sürüsünün ABD'nin de desteğini alarak daha önce neler yaptıklarını da düşünürsek umarız bu kardeşimiz hayatına evlatlarıyla birlikte sağlıklı bir şekilde devam eder...
İsrail'in yine Lübnan'daki Hz. İsa Heykelini paramparça etmeleri de dünya kamuoyunun gündemine düşmüş durumda.
Bölge gazetecileri tarafından yayınlanan görüntülerde, Lübnan'da görev yapan bir terör devleti askerinin elindeki balyozla heykele vurduğu ve heykelin başını kırdığı görülüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırının gerçekleştiğini kabul etti ve IDF sözcüsü Yarbay Nadav Şoshani sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, olayın IDF'nin değerleriyle bağdaşmadığını ve karışanlar hakkında işlem başlatacağını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar olayı "utanç verici bir eylem" olarak kınadı ve yaşananlardan dolayı özür diledi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Güney Lübnan'da bir IDF askerinin bir Hıristiyan dini sembolüne zarar vermesi ciddi ve utanç verici bir olaydır. Bu çirkin eylemi gerçekleştiren kişiye karşı gerekli sert önlemlerin alınacağından eminim. Bu utanç verici eylem, değerlerimize tamamen aykırıdır. İsrail, farklı dinlere ve kutsal sembollerine saygı duyan, inançlar arasında hoşgörü ve saygıyı savunan bir ülkedir. Bu olaydan ve duyguları incinen her Hristiyandan özür diliyoruz" ifadelerini kullanarak ikiyüzlülükte yine sınır tanımadılar. Ve işin en garip olan tarafı ise, "İsrail her dine saygılıymış mottosu." Bu yalanı bu saatten sonra kim yiyorsa artık o da meçhul...

19