Şiddet sadece fiziksel değildir: Psikolojik şiddet de vardır!

Şiddet denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak fiziksel zarar gelir. Oysa şiddet, yalnızca bedende iz bırakan bir olgu değildir. Görünmeyen, sesi duyulmayan ancak etkileri çok daha derin ve kalıcı olabilen bir şiddet türü daha vardır: psikolojik şiddet. Toplumda yeterince fark edilmeyen bu şiddet türü, bireylerin ruh sağlığını, özgüvenini ve yaşam kalitesini ciddi biçimde zedelemektedir.

Psikolojik şiddet; kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etmeye yönelik her türlü baskı, tehdit, aşağılama ve manipülasyonu kapsar. Sürekli eleştirilmek, küçümsenmek, yok sayılmak, suçlanmak, tehdit edilmek ya da korkutulmak psikolojik şiddetin yaygın örneklerindendir. Fiziksel şiddetten farklı olarak, psikolojik şiddetin izleri gözle görülmez; bu da onun çoğu zaman inkâr edilmesine veya hafife alınmasına yol açar.

Bu şiddet türü, bireyin kendine olan güvenini zamanla aşındırır. Kişi değersiz, yetersiz ve suçlu hissetmeye başlar. Sürekli baskı altında kalan bireylerde kaygı bozukluğu, depresyon, özgüven kaybı ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. En tehlikeli yönlerinden biri ise, maruz kalan kişinin zamanla bunu normalleştirmesi ve şiddetin farkına varamamasıdır.

Psikolojik şiddet yalnızca aile içinde değil; iş hayatında, arkadaşlık ilişkilerinde, romantik ilişkilerde ve hatta eğitim ortamlarında da görülebilir. Patronun çalışanı sürekli aşağılaması, bir partnerin diğerini kıskançlık bahanesiyle kısıtlaması ya da bir ebeveynin çocuğunu sürekli korku ve suçlulukla yönetmesi bu duruma örnek gösterilebilir. Bu yönüyle psikolojik şiddet, toplumun her kesiminde karşımıza çıkabilen ciddi bir sosyal sorundur.