Son zamanlarda etrafıma baktıkça şunu düşünüyorum: Hepimizin unuttuğu kaçınılmaz bir yolculuk... Vakti belli olmayan, ne genç ne yaşlı ayıran; zamanı gelince insanı alıp dönüşü olmayan yola uğurlayan o hakikat...
Ne acı değil mi İnsanlık olarak ne hale geldik... Hemen yanı başımızda büyük haksızlıklar yaşanırken çoğumuz susmayı tercih ediyoruz. Çünkü menfaatlerimiz, vicdanımızın önüne geçmiş durumda. Güçlüden yana olmayı akıllılık sanıyor, mazlumun çırpınışına gözlerimizi kapatıyoruz. Oysa bir gün hepimiz aynı toprağa gireceğiz.
Bugün insanlar; bir garibanın elinden tutmaktan çok, zenginin sofrasında görünmeyi önemsiyor. Yardım ederken bile gösteriş peşinde koşuyoruz. Bir başını okşarken fotoğraf verme derdine düşüyor, vicdanı reklam malzemesi yapıyoruz. Fakirin derdiyle dertlenmek yerine, çıkar sağlayacağımız insanların yanında saf tutuyoruz.
Ne yazık ki merhametimizi kaybettik...
Yanı başımızda acı çekenleri görmüyor, yardım isteyenlerin sesini duymuyoruz. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışı, insanlığımızı yavaş yavaş yok ediyor. Artık çoğu insan yalnızca kendisi için yaşıyor.
Oysa ölüm hepimize gelecek...
Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi dünya malına, makama, paraya sarılıyoruz. Halbuki bu dünya kimseye kalmadı. Nice sultanlar geldi geçti bu iki kapılı handan. En uzun yaşayan bile yanında hiçbir şey götüremedi. Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, gerçekten bize ait olan ne var
Allah kimi zaman mal ile, kimi zaman makam ile, kimi zaman da yoklukla sınar insanı. Herkesin imtihanı farklıdır. Kimse kimseye üstün değildir. Çünkü ölüm geldiğinde hepimiz aynı kefene sarılacağız. Ne altından mezar olacak bize, ne de gösterişli unvanlarımız işe yarayacak.
İnsanı kör eden şey; hırsıdır, kibiridir, nefsidir...
Bir gün susturduğumuz vicdanımız bize hesap soracak. Görmezden geldiğimiz haksızlıklar, duymazdan geldiğimiz feryatlar karşımıza çıkacak. "Neden sustun" diyecek vicdanımız bize. "Neden menfaatin uğruna zalimin yanında durdun"
İşte mesele, o büyük hesap günü gelmeden önce gerçeği görebilmektir.
İnsan beşerdir; hata yapar, şaşar. Ama insanın unutmaması gereken bir şey vardır: Kınadığı şeyle imtihan olur insan. Bugün küçümsediği acıyı yarın kendi yaşar. Bu yüzden kimseye tepeden bakmamalı, kimsenin yarasına tuz basmamalıdır.
Dünya hırsı; makam sevgisi, para tutkusu ve bitmeyen nefis arzuları bizi yavaş yavaş insanlığımızdan uzaklaştırıyor. Vicdanımızı susturuyor, merhametimizi eksiltiyor. Oysa bu dünya geçici... Kalıcı olan; geride bıraktığımız iyiliklerdir.

10