İngiltere'nin İsrail'e desteği hız kesmeden devam ediyor. Almanlar gibi onlar da bu desteği bir devlet politikası olarak sürdürüyor. İşçi Partisi'nin yönetimde bulunduğu dönemde bu destek artarak devam etti. Hatta 7 Ekim 2023'ten sonra Filistin taraftarlarının eylemlerini yasaklama yoluna gitmekten de kaçınmadılar. Aynı şekilde bu dönemde antisemitizmin kapsamı genişletildi ve İsrail'e yönelik eleştiriler, antisemitizm kapsamına girmeye başladı. Siyonizm'e yönelik eleştiriler de antisemitizm kategorisine dâhil edildi. Siyonist Yahudiler de bu zemini değerlendirerek binlerce çocuğun öldürülmesini protesto eden Filistin taraftarlarını antisemitizm kapsamında Yahudi hayatına yönelik bir tehdit olarak gösterebildi. Geçen hafta Amerika'da meşhur bir dizi oyuncusu, üstündeki tişörtünde "Siyonizm ırkçılıktır" yazısıyla dolaşan birini gördüğü için korktuğunu ve bunun antisemitizm olduğunu söyledi. İngiltere'de Filistin'i desteklemek için sokağa çıkan herhangi bir kimse terörist olarak damgalanabiliyor. İsrail'e ve Siyonistlere yönelik eleştiriler artık İngiliz mahkemeleri tarafından antisemitik bir hareket olarak görülüyor. İngiltere'de de Siyonizm Yahudilikle bir tutuluyor.
Uzun bir zamandır ABD, İngiltere ve Almanya'da bu türden hadiseleri Batı'nın çifte standardı gibi geleneksel yaklaşımlarla değerlendirmememiz gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum. Batı'nın çifte standardı da bir kategoridir ve dikkatimizi sapmaya yöneltir. Tutarlı bir davranışın varlığını kabul eden böyle bir yaklaşım, kuşkusuz, adı geçen ülkelere bir değer atfedilmesinden kaynaklanmaktadır. Adlarını sıraladığımız ülkelerin Yahudi gücüne boyun eğdiğine inandığımız için çifte standart kategorisini aslında bir imkân olarak da değerlendiriyoruz. Dolayısıyla tanımlaya-madığımız hadiseleri derin bir boşluğa doğru iteklemiş oluyoruz. Böylelikle anılan ülkelerin Siyonistlere alan açmasının gerekçeleri üzerinde de durulmuyor. Hâlbuki bu desteği Almanların, İngilizlerin ve Amerikalıların Doğu Akdeniz politikalarını göz önünde bulundurmadan anlamak imkânsızdır. Tarihî hadiselere baktığımızda sıraladığımız ülkelerin ve benzerlerinin Siyonizm'e desteği "Şark Meselesi" ile doğrudan alakalıdır. Bu da konunun Yahudi gücü ve Yahudi ilahiyatı ile anlaşılamayacağının kanıtıdır.
Filistinlilere ve Filistin taraftarlarına yönelik düşmanca tavır ABD, İngiltere ve Almanya'nın Yahudilerle İsrail'i aynı anlamda kullanmaya özen göstermelerinin bir sonucudur. Hıristiyan Siyonistler ve Siyonist Yahudiler de bu devletler gibi İsrail'i ve Siyonizm'i Yahudilikle bir tutuyor. İsrail de aynı politikayı çok daha sert bir şekilde tatbik ediyor. Aslında bu durum 1920'lerden itibaren devam eden bir anlayışın sonucudur. "Yahudileri Kim Siyonistleştirdi" sorusu elbette çok önemli, zira Siyonistleşme süreci hâlâ devam ediyor. Fakat burada ikinci bir soru daha sorulmalı. İlk ortaya çıktığı andan itibaren Siyonizm niçin antisemitik bir düşünce ve hareket olarak görüldü Siyonistlerin ısrarlı bir şekilde İsrail ve Siyonizm karşıtı fikirleri ve eylemleri antisemitizm kategorisine dâhil etmeye çalışması, sorunun cevabını bulmamız için çok önemlidir. İsrail'e ve Siyonizm'e yönelik eleştirileri antisemitizm kategorisine dâhil ettiklerinde Yahudilerin tamamını Siyonizm içerisinde göstermiş oluyorlar. Yahudilerin genel olarak buna itiraz edip etmeyeceklerini de zaman gösterecek. Çünkü İsrail'e ve Siyonizm'e inanç Yahudiler arasında da gittikçe yaygınlaştı.

7