Almanya'nın İsrail'e desteğinin İkinci Dünya Savaşı'nda Orta Avrupa Yahudilerine yönelik soykırım suçuyla doğrudan bir ilişkisinin olmadığını ifade etmeye çalıştık. Bunun yanında Doğu Akdeniz sahillerinde Yahudilere yeni bir yurt inşa etme ideolojisi olan Siyonizm'e Orta Avrupa milletlerinin düşman olmadığı da bilinir. Orta Avrupa'nın Germen ve Slavları, Siyonist İsrail'in kuruluşunda aktif rol oynamış; Çekoslovaklar da Alman, Fransız ve İngilizler gibi Filistinliler karşısında Siyonist örgütlere silah yağdırmıştı. Özellikle Çek ve Slovakların gönderdiği silahlar İsrail'in kurulma sürecinde hayatî bir rol oynamıştı. Onların bu desteğini Yahudilerden kurtulma "heyecanı" ile açıklamak da mümkün değildir. Filistin'de yeni bir Avrupa kurmak istiyorlardı ve bu yöndeki adımlar on dokuzuncu yüzyıl kolonyalist yayılmacılığının devamı anlamına gelir. Daha önce Avrupa milletlerinin tamamı Amerika'nın kolonize edilmesi sürecine aktif olarak katılmıştı. Geçmişte olduğu gibi Filistin'de yeni bir Avrupa inşa edilme sürecine de İngilizler öncülük etti. Bu gerçeklik İngiltere Muhafazakâr Parti Başkanı Kemi Badenoch'ın "İsrail, İngiltere adına Filistin'de bir vekâlet savaşı yürütüyor" şeklindeki sözünün tarihî bağlamıdır.
Herhâlde kimse Kemi Badenoch'ın bu kadar açık konuşmasını beklemiyordu. İngiltere'nin Gazze'de 600 gündür devam eden kuşatma, abluka, soykırım, sürgün, mülksüzleştirme ve aç bırakarak öldürme eylemleri karşısında usulen de olsa tepki göstermesi beklenirdi. İngiliz aklı, İngiliz çıkarcılığı gibi övgülere alışık olduğumuz için İngiltere'nin canlı Siyonist vahşete dâhil olması akla yatkın değildi. Ama alışkanlıklarımız bizi yanılttı. İngiltere hem 7 Ekim 2023'ten sonra hem de yirmi yıldır devam eden kuşatma ve abluka sırasında Siyonist İsrail'in açıkça yanında durmayı tercih etti. 7 Ekim 2023'ten sonra da İngiltere, İsrail'e silah yağdırdı. Buna ilave olarak İngilizler, Güney Kıbrıs'taki üslerini hem Amerikalıların hizmetine sundu hem de bu üslerden İsrail'e her türlü lojistik desteği verdi.
"Middle East Eye" gazetesi yazarlarından Jonathan Cook'un tespit ettiği gibi İngiltere ve diğer Batılı güçler İsrail'i Hamas'a karşı desteklemekle kalmıyor, bu savaşa gönüllü bir şekilde katılıyor ve savaşı yönlendiriyorlar. Onlara göre İsrail'in soykırım savaşı ulusal çıkarlarının merkezindedir. Önceleri Hamas'ı bir bahane olarak ileri sürüyorlardı. Fakat hadiseler bu bahaneyi önemsizleştirdi. Günlerce süren açlıktan sonra bir kap un alabilmek için koşturan insanları hedef gözeterek öldürmenin herhangi bir kitapta yerinin olmadığı bilinir. İngiltere'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanını suçlayan kararlara imza atmasının sebebini de bu ahlaksız tutumda aramak gerekir. Her ne pahasına olursa olsun İsrail'in yayılmacı kolonyalist saldırganlığında yer kapıyorlar. Dikkat edilirse Filistinli grupların terörist olduğu yönündeki suçlamalar da giderek gündemden düşüyor ve küresel düzeyde Filistin davasına gönül verenler İngiltere ile birlikte diğer Batılı ülkelerin vahşi saldırganlığını kolonyal yayılmacılık bağlamında değerlendiriyor.

80