Kanada Başbakanı Mark Carney Davos'ta ne dedi

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın (ICE) ABD'de yaşayan gayr-i beyazlarla ilgili tutumu oldukça tehlikeli boyutlara ulaştı. Sokak ortasında adam öldürüyorlar ve bunu gizleme gereğini bile hissetmiyorlar. Tespit ettikleri kimseleri hapse atıyorlar, kamplara götürüyorlar ve özellikle El Salvador'da kurulan tesislere gönderiyorlar. İnsanların ICE ekipleri tarafından sokak ortasında infaz edilmesi dehşet verici bir durumdur. İnfaz edilenler, hapse atılanlar ve zorla ülke dışına çıkarılanlar gayr-i beyazlardır. Olağanüstü uygulamalara itiraz eden beyazlar da ICE ekiplerinin saldırısına uğruyor. Bazı eyaletlerde bu kategoride beyaz Amerikalıların öldürülmesi ABD'nin ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Muhtemelen beyaz Amerikalılara da çok açık bir mesaj veriyorlar. Joseph Massad, Middle East Eye'daki yazısında ICE'ın emirlerine karşı çıkmaları hâlinde beyazların da ırksal ayrıcalıklarını kaybedecekleri mesajının verildiğini söylüyor.

Daha dün denilecek bir zaman öncesinde bütün dünyaya Amerikan rüyasını pazarlıyor, liberalizmi kutsuyorlardı. Ne yazık ki milletlerin seçkinleri, kitlelerin pazarlanan bu rüyayı gerçek olarak kabul etmesi ve Anglosakson liberalizmine iman etmeleri için ellerinden geleni yaptı. Bizde bu seçkinlerin çok önemli bir kısmı hayattadır ve herhangi bir eleştirel tutum sergilemekten uzak duruyorlar. Oysa ABD'de olanlar diğer Batı ülkelerine de sirayet edecektir. Bu sirayetin Avrupa'da yaşayan Türk ve Müslümanları etkilememesi mümkün değil. Bu açıdan güçlü bir eğilime dönüşen bu ideolojik tutum karşısında güçlü fikirler gündeme getirilmeli. Türkiye'den farklı sebeplerle Avrupa ülkelerine ve ABD'ye göç eden sıradan insanların yanında firar eden örgütlü yapıların varlığını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu açıdan FETÖ gibi başkalaşım sürecini çok farklı boyutlara taşımış yapıların orta ve uzun vadede ne türden angajmanlara göre hareket edeceğini kestirmek kolay değil. Hatırlanacağı gibi bu örgüt, Anglosakson liberalizminin dindar muhafazakâr kesimlere pazarlanmasında çok önemli roller üstlenmişti. Onların yurt dışında çok daha uçlara sürükleneceğini şimdiden düşünmemiz gerekir.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın gayr-i beyazlara karşı eylemlerinin Avrupa ülkelerine sirayet edeceği yönündeki tahminler kişisel bir zan olmanın ötesinde. Kanada Başbakanı Mark Carney'in Davos'taki konuşması çok önemli itirafları içeriyor. Carney, konuşmasında "Kanada'nın ve Batı Avrupalıların ABD'nin ırkçı ve emperyalist politikalarından yararlandığını ve bu politikalara müsamaha gösterdiğini" itiraf etti. Kanada başbakanı uluslararası kurallara dayalı düzen hikâyesinin kısmî olarak yanlış olduğunu bildiklerini de söyledi. Bu sistem uzun bir dönem Kanadalıların ve Batı Avrupalıların lehine işledi. ABD'nin emperyalist politikaları Kanada ve Batı Avrupa ülkelerini tehdit ettiğinde ise Carney "bir geçişin değil, bir kopuşun ortasındayız" dedi. Kopuşun ortasındayız ifadesinden Kanadalıların ve Batı Avrupa ülkelerinin ABD'nin emperyalist politikalarından faydalanamayacağını anlayabiliriz. Kanada başbakanı kesinlikle kendi aralarındaki bir duruma işaret etmiştir. Onun sözleri Batı Avrupa ve Kanada'nın dışında kalan dünya için olumlu bir görüşün ifadesi değildir. Carney, ABD emperyalizmine yönelik bir tespitte bulunurken bütün dünya adına eleştirel bir tutum takınmadı, geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi yeni bir paylaşım yarışının önünün açıldığını ima etti. Bu yeni yarışın da yıkıcı sonuçları olacaktır.