Hollanda'da milliyetçi düşüncenin temsilcilerinden Geert Wilders'i İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile el sıkışırken gösteren fotoğraf çoğunluğun malumudur. 7 Ekim öncesi bu fotoğraf çoğu kimseye şaşırtıcı gelebilirdi. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında biçimlenen algıya göre Avrupa'da milliyetçi hareketlerin Yahudilerle bir sorunu vardı ve bu sorun İsrail'in kurulmasını zorunlu hâle getirmişti. Almanlar ve diğer Avrupalı milliyetçilerin Yahudilere yönelik faaliyetleri mağduriyete yol açmış ve bu çerçevede küresel bir tasarım ortaya çıkmıştı. Bu küresel tasarım Siyonizm ve İsrail'di. Bu bakımdan Geert Wilders ile Herzog'un samimi pozları şaşırtıcıydı. AB Parlamentosu seçimlerinden sonra milliyetçi partiler yükselişe geçtiğinde İsrail Başbakanı Netanyahu'nun da Herzog gibi sevincini gizleyemediği anlaşıldı. Garip ve anlaşılmaz bir durumdu. Ortaya çıkan tuhaflığın izaha muhtaç olduğu çok açıktı. Çünkü İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Anglosaksonların en önemli propaganda merkezi olan Hollywood, başta Alman milliyetçileri olmak üzere Avrupa merkezli Yahudi karşıtlarının yol açtığı mağduriyetleri bütün dünyaya anlatan onlarca filmi gösterime sokmuştu. Ama şimdi İsrail'i yöneten Siyonistler yükselişe geçen milliyetçilerle teşrik-i mesai içinde olmak için can atıyordu. İsrailli Siyonistlerin Avrupa'da milliyetçilere oldukça yakın durmasını yine Avrupa'da yükselişe geçen yabancı ve Müslüman düşmanlığı ortak paydası ile izah edenler olabilir. Buradan hareketle Siyonistlerin ve Avrupa'da farklı milliyetçiliklerin ortak paydada buluşmalarında şaşkınlığa sebep olacak bir durum olmadığı söylenebilir. Hatta çoğu yerde yabancı düşmanlığının Siyonist propaganda mekanizması tarafından yönlendirildiği de iddia edilebilir. Kuşkusuz bu yanlış bir düşünce de değil. Zira farklı milliyetçiliklerin ABD politikalarına uygunluğu dahi konuşulmaktadır. Ukrayna gibi Doğu-Batı hattının iki önemli savaş alanında Rusya düşmanlığının Avrupa milliyetçilikleri ile uyum içinde olması Anglosaksonlara çok değerli bir manevra kabiliyeti kazandırmaktadır. Fakat burada göz ardı edilen bir hakikati ortaya koymak gerekiyor. Zira diğer hususlar Siyonistlerin Avrupa'da yükselişe geçen milliyetçi hareketlere sempati duymalarını tam olarak açıklamıyor. Burada Roger Garaudy'yi tekrar hatırlamamız gerekiyor. Garaudy, Siyonistlerin 1942'ye kadar Alman Nazi yönetimi ve doğal olarak Hitler ile teşrik-i mesai içinde olduğunu yazmıştı. Bunu söylediği için, zamanında, Siyonistler tarafından Holokost inkârcısı olarak suçlanmıştı. Fakat 7 Ekim'den sonra nihayet hakikatlerin üzerindeki örtü kalkmaya başladı. Bu çerçevede Siyonistlerin Hitler ile ilişkileri artık şaşırtıcı gelmiyor. Çünkü her ikisi de Yahudilerin Avrupa toplumlarına asimile olmasını ırk safiyetini korumak gayesiyle istemiyordu. Hem Siyonistler hem de Naziler ırk üstünlüğü fikrine inanıyordu. Bu açıdan Yahudi asimilasyonu hem Siyonistlere hem de Almanlara göre ırk safiyetine halel
BAE ve İsrail'in altemperyal hırsları
29-12-2025
14
Batı'nın ölümcül kimlikleri
25-12-2025
23
"Kusursuz tahrik" yönteminin kusurları
22-12-2025
25
Siyonistlerin "kusursuz tahrik" yöntemi
18-12-2025
33
Filistinliler bağımsızlık fikrine yeniden hayat verdi
28-08-2025
256
Yeni emperyalizmi anlamak için İsrail'e bakmak gerekir
04-01-2024
222
Filistin'de silahtan sonra açlık ve hastalık
01-02-2024
203
