Mahmut Mamdani'nin önceki yazıda bahsettiğim "İyi Müslüman Kötü Müslüman" adlı kitabının alt başlığı "Amerika, Soğuk Savaş ve Terörün Kökenleri"dir. Bahsettiğim yazıda Zohran Mamdani'nin New York'a belediye başkanı seçilme başarısına odaklandığımız için "İyi Müslüman Kötü Müslüman" kitabının içeriği üzerinde duramadım. Baba Mamdani'nin kitabıyla oğul Mamdani'nin siyasi başarısı arasında sebep sonuç ilişkisinden bahsedecek değilim fakat ikisi de ABD'nin ve Anglosaksonların Soğuk Savaş döneminden sonraki Küresel Güneyle ilgili politikasıyla doğrudan alakalıdır. Hem Mahmut Mamdani'nin kitabında hem de Zohran Mamdani'nin söylemlerinde Küresel Güney ile alakalı meseleler tartışılmıştır. Bu sebeple "İyi Müslüman Kötü Müslüman" kitabı üzerinde biraz durmaya çalışacağım.
Mahmut Mamdani kitabın daha ilk sayfalarında milliyetçi hareketleri ve "siyasi İslam'ı" ABD komplosu olarak açıklamamak gerektiğini ifade ediyor. Yazar, bunlar, "yabancı bir ithalattan çok yerel bir üründür. Her ikisi de yalıtılmış bir dünya içinde yetişmedi, Batı gücüyle karşılaştıktan sonra üretildi. Siyasi İslam, kolonyal dönemde doğmuştur. Ama Soğuk Savaş'a kadar terörist bir hareket üretmemiştir." diyor.
Bu cümleler kitabın tartışma konusu hakkında da bir şeyler söylüyor. Bilindiği gibi Soğuk Savaş döneminden sonra İngiltere ve ABD öncülüğünde kurulan koalisyon İslam dünyasına yönelik yeni bir istila ve işgal dönemini başlatmıştı. Olayları tek tek sıralayacak değilim fakat bundan sonra Kuzey Afrika ülkelerinden başlayarak Afganistan'a kadar uzanan bir coğrafyada yer alan ülkelerin yeni bir istikrarsızlaşma dönemine girdiğini ifade edelim. Bu dönemde oryantalist külliyatta da ciddi bir değişim vardı. Oliver Roy gibi tetikçi oryantalistlerin kitapları bizim kitapçı raflarını dahi doldurmuştu. Mamdani bu çerçevede Soğuk Savaş dönemini belirleyen ideolojik savaşlardan kültür tartışmalarına geçişin ne anlama geldiği üzerinde duruyor. Soğuk Savaş döneminin ideolojik savaşları bir anlamda Batı içindeki bir mücadeleye işaret ederken kültür tartışmaları dikkatin bir din olarak İslam üzerinde yoğunlaşmasına yol açtı. Mamdani'nin kitabında tam da bu geçiş tartışılıyor:
"Bir 'haçlı seferine' çıkma yönünde gafil bir göndermeden sonra Başkan Bush, 'iyi Müslümanlar' ile 'kötü Müslümanlar' arasında ayrım yapmaya yöneldi. Bu bakış açısıyla, terörden açıkça 'kötü Müslümanlar' sorumluydu. (…) 'İyi' olduğu kanıtlanmadıkça, her Müslümanın 'kötü' olduğu varsayılacaktı. Artık bütün Müslümanlar, 'kötü Müslümanlara' karşı savaşa katılarak kimliklerini kanıtlamak zorundaydılar." Mamdani'nin şu cümlesi de oldukça önemlidir: "İyi ve kötü yargıları, kültürel ya da dinsel değil, Müslüman siyasi kimliklere değiniyor."
Mahmut Mamdani "İyi Müslüman Kötü Müslüman" kitabında Batı'da ideolojik savaştan kültürel karşıtlığa yönelişin temelinde oryantalist ve Siyonist Bernard Lewis'in bulunduğunu söylüyor. Bernard Lewis bizde de iyi tanınan biridir. "Modern Türkiye'nin Doğuşu" bir zamanlar el kitabı ya da resmî ideoloji çerçevesinde okutulan bir kitaptı. Bizim de sıradan karşıtlıklardan ziyade bu türden kitaplar üzerinde durmamız gerekiyor. O kadar yoğun bir propaganda savaşı var ki bu türden kitaplara fırsat kalmıyor.

49