Batı ve İslam ilişkilerinde İsrail'e biçilen rol

Noam Chomsky, "Yeni İntifada" (2002) başlıklı kitabın önsözünde "İsrail-Filistin çatışması" ifadesinin doğru olmadığını yazmış. Chomsky, bunun yerine, "ABDİsrail-Filistin çatışması" ifadesinin kullanılması gerektiğini söylüyor. Chomsky'nin itirazı 7 Ekim 2023'ten sonra çok daha iyi anlaşıldı. ABDİsrail'in birlikte kullanılmasının ne anlama geldiği üzerinde daha fazla durmak gerekiyor. Çünkü ABD ile birlikte İngiltere 7 Ekim 2023'ten sonra soykırım suçları da dâhil olmak üzere İsrail'in bütün eylemlerini destekledi. Böylelikle İsrail'in kendi başına büyük bir güç olmadığı da anlaşıldı. Artık ABD ve İngiltere'nin İsrail'le ilişkisinin yeni kavramlarla tanımlanması gerektiğini daha güçlü bir şekilde gündeme getirmeliyiz.

Noam Chomsky bahsi geçen önsöz yazısında ABDİsrail'in niçin birlikte kullanılması gerektiğini izah ederken Batı ve İslam ilişkilerinde İsrail'in rolüne odaklanmış. Chomsky, bu bağlamda, Şolomo Gazit adlı "stratejik analist ve plancı" olarak tanıttığı eski bir generalin 1992 yılına ait şu değerlendirmesine yer vermiş:

"İsrail'in asli görevi değişmemiştir ve hâlâ hayati önem taşımaktadır. Arap Müslüman Ortadoğu'nun merkezindeki yeri, İsrail'i çevredeki bütün ülkelerdeki istikrarın sadık bir muhafızı olmaya mahkûm ediyor. İsrail'in rolü mevcut rejimleri korumak, radikalleşme süreçlerini önlemek ya da durdurmak ve fundamentalist dinci bağnazlığın yayılmasını engellemektir".

Chomsky, Şolomo Gazit'in değerlendirmesinde geçen "radikalleşme süreçleri ve fundamentalist dinci bağnazlık" kavramlarına açıklık getirmiyor. Şolomo Gazit'in de bu kavramlarla kimleri işaret ettiği belirsiz. Fakat Türkiye'de son kırk yıla şahitlik edenler "radikalleşme süreçleri ve fundamentalist dinci bağnazlık" kavramlarının sıklıkla kullanıldığını bilir. Ne yazık ki bu kavramların hangi bağlamlarda kullanıldığı hiçbir zaman açıklığa kavuşturulmadı. Ne Chomsky ne de Gazit ya da başka bir oryantalist bu kavramlarla kimleri kastettikleri sorusuna cevap verdi. Bu kavramların karşılığı bizde de açık değildi. Bunun sonucu olarak İsrail'in hangi sebeple ABD ve İngiltere gibi Batı medeniyetini temsil eden ülkelerin muhafızı olduğu sorusu da açıklığa kavuşturulmadı.

Gazit'in değerlendirmesinden sonra 15 Temmuz 2016'ya kadar geçen zaman, "radikalleşme süreçleri ve fundamentalist dinci bağnazlık" kavramlarının anlaşılması açısından oldukça önemlidir. Türkiye'de geçerli olan yaygın kanaatlere göre "dinci bağnazlık"tan herhangi bir konuda dinî duyarlılıkla farklı yorumlara kapalı olma durumu anlaşılmıştır. "Dinci bağnazlık", fundamentalist ile birlikte kullanıldığında da önemli bir anlam değişmesi görülmez. 15 Temmuz 2016'da Gazit'in "dinci bağnazlık" ile farklı bir yoruma kapalılığı işaret etmediği ortaya çıktı. FETÖ'cülerin "dinî duyarlılık"la izah edilemeyen kapalılığı herkesin malumuydu. Bu örgütün üyeleri neredeyse bütün Batı ülkelerinin istihbarat servisleriyle temas hâlindeydi. "Dinci bağnazlık" ile yoruma kapalılık kastedilmiyordu. Dinci bağnazlık, radikalizm, fundamentalizm gibi kavramlar 90'lı yıllardan itibaren hem içeride hem dışarıda çokça kullanıldı.