Batı fikir sistemi Siyonizm'e bağımlıdır

İsrail, ateşkes anlaşmasını tek taraflı ihlal ettikten sonra Gazze'nin kuzeyinde yer alan Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesini patlayıcılarla havaya uçurdu. Hamas, doğrudan hastaneyi hedef alan bu saldırganlık dolayısıyla İsrail'in uluslararası mahkemelerde yargılanmasını istedi.

Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesinin patlayıcılarla havaya uçurulmasıyla ilgili Dışişleri Bakanlığımız tarafından yapılan açıklama da şu şekilde:

"Ülkemiz tarafından inşa edilen ve yerel makamlar tarafından kanser hastanesi olarak işletilen Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'nin İsrail tarafından yıkılmasını lanetliyoruz.

Gazze'de sivillere sağlık hizmeti sunan bir hastanenin kasten hedef alınması, İsrail'in Gazze'yi yaşanamaz hâle getirerek Filistin halkını tehcire zorlamaya yönelik politikalarının bir parçasıdır.

Uluslararası toplumu, İsrail'in hukuk tanımaz saldırılarına ve sistematik devlet terörüne karşı somut ve caydırıcı tedbirler almaya çağırıyoruz.

Başta Netanyahu olmak üzere, Filistin'de yaşanan soykırımın tüm sorumluları, er ya da geç uluslararası hukuk önünde hesap verecektir."

TİKA tarafından inşa edilen ve donatılan Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi 2017'den itibaren hizmet vermeye başlamış. Hastanenin 7 Ekim'den sonraki safahatı da oldukça hüzün verici fakat bu son olay tamamen farklı bir boyuttadır. Çünkü Siyonistler hastaneyi patlayıcılarla havaya uçuruyor. Bir hastane binasının patlayıcılarla havaya uçurulması için eylemin baştan sona tasarlanmış olması gerekir. Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan metinde de bunun üzerinde durulmuş. Metne göre bu saldırı "Gazze'yi yaşanmaz hâle getirerek Filistin halkını tehcire zorlamaya yönelik politikaların bir parçasıdır." Dışişleri Bakanlığımız tarafından yayımlanan metinde İsrail'in hukuk tanımazlığı bir kere daha ifade edilmiş.

Metinde birbirini tamamlayan iki kavram öne çıkıyor. İsrail tarihî Filistin topraklarında tehciri de bir araç olarak kullanarak etnik temizlik yapıyor ve uluslararası hukuku sürekli çiğniyor. Aslında Siyonist İsrail bugün olduğu gibi 1948'den itibaren sistematik olarak etnik temizlik yapıyor ve uluslararası hukuku çiğniyordu. Fakat ABD ve İngiltere her zaman koşulsuz olarak İsrail'i desteklemişti. Bunun sonucunda Filistinlilerin etnik temizliği ve hukuksuzluk politikaları sistemli bir hâle gelmişti. Bu, yaklaşık olarak seksen yıl devam etti.

Soğuk Savaş dönemleri ve 1990'lardan sonraki tek kutuplu dünyada İsrail Batı sisteminin koruması altındaydı. Bu yıllarda Batı dünyası entelektüel açıdan Siyonist oryantalistlere bağımlı hâle geldi. İslam, Müslümanlar ve İslam coğrafyası hakkında üretilen bilgi üzerinde Siyonist oryantalistlerin otoritesi gözle görülür düzeydeydi. Bu bilgi ile ABD ve İngiltere'nin himayesinde hayata geçirilen etnik temizlik ve hukuksuzluk görünmez kılındı. Bu dönemde özellikle doksanlardan sonra İslam ve terör kavramları ilişkilendirildi. Bunlar sürekli olarak gündeme getirildiği için Batı entelektüel âleminde bir bağımlılık oluştu.

Batı entelektüel âlemindeki Siyonist oryantalistlere bağımlılık bütün dünyayı etkilemiştir. Bu, Türkiye'yi için de geçerliydi. 7 Ekim'den sonra İsrail'in Gazze'de işlediği soykırım suçları uluslararası mahkemeler tarafından tespit edilmiş ve sorumluluk makamındakiler suçlu bulunmuşken Türkiye'de "Filistinliler topraklarını sattı" yargısı çok daha yaygın olarak paylaşıldı. Bu, doğrudan entelektüel bağımlılıkla alakalı bir sorundur. ABD ve İngiltere merkezli sistemin etkilerini siyasî ve iktisadî alanla sınırlandırmak oldukça sorunlu bir durumdur.