Avrupa'nın İcadı, Avrupa'yı Düşünmek, Avrupa Mucizesi, Batı'nın Oluşumu ve benzerleri birer kitap başlığıdır. Bunlar Avrupa'nın istisnaîliği fikri üzerine inşa edilmişti. Son derece başarılı kitaplar olduklarını kabul etmek zorundayız. Benzerleriyle birlikte bu kitaplar Türkiye'de de uzun bir dönem ciddiyetle okundu. Bunları okuyanların zihninde Avrupa ve genel olarak Batı'ya dair sarsılmaz düşünceler oluşmuştur. Yazarları, Avrupa hakkında ortak kabullerden hareket ediyor ve ortaya çıkan fikirler bütün dünyaya kolaylıkla yayılıyordu. Hâlbuki bugün yeni yeni dillendirildiği gibi "yerel tarihler küresel tasarımlar" hâline getirilerek Avrupa merkezli bir dünya inşa ediliyordu. Evet, önce Avrupa icat edilmişti. Sonra bu icadın kuşattığı alan genişlemiş ve küreselleşmişti. Fikirlerin kolaylıkla bütün dünyaya yayıldığını söylüyoruz fakat bunun çok karmaşık bir sürece dayandığını da kabul etmek zorundayız. Başarı da bu karmaşıklığın üstesinden gelinmesinde yatıyordu. Sonuç çok çarpıcıydı, hadiselere emperyal merkezlerden bakmak bir alışkanlık hâlini almıştı. Çoğunluk, kendi gerçekliğine dahi aynı gözle bakıyor ve böylelikle konuşan kişinin kim olduğunu anlamak mümkün olmuyordu. Bir kısmını zikrettiğimiz kitaplarda tartışılan fikirlerin yayılma sahası hayranlık uyandıracak genişliktedir. Bu da ortaya çıkan küresel tasarıma yönelik eleştirilerin kolay inşa edilemeyeceği anlamına gelir. Fakat bu küresel tasarımın da "kendi üslubuyla Batı'nın siyasal ve entelektüel kültürünün tam ortasında bulunduğunu ve ahlaksızlığın ya da adaletsizliğin değil, Üçüncü Dünya'nın Avrupalı olmayan ve renkli diye adlandırılan halkları üstünde egemenlik kurmaya yönelik bilimsel ve siyasal bir iradenin ürünleri olduğu" görüldüğünde yapılması gerekenler bir tercih meselesi olmaktan çıkar. Çünkü Avrupa'nın istisnaîliği üzerine inşa edilen kitaplar da emperyal doğanın bir parçasıdır. Bunun için Avrupa'dan ve Batı'dan gelen fikirler karşısında öğrenci psikolojisinden kurtulmak ve bu fikirleri inceleme nesnesine dönüştürmek gerekir. Böyle bir işin üstesinden gelmenin kolay olmadığı açıktır fakat işaret edilen fikirlerin emperyal doğasının keşfiyle asıl zorluk ortadan kalkacaktır. Sorunun sadece "Avrupa" dışında olmadığını gelişmeler göstermektedir. Avrupa içindeki milliyetçiliklerden bahsedilirken hangi ülkelerin boyun eğdiği ve bağımlılık ilişkisi içerisinde varlığını sürdürdüğü gibi soruların gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Bu çerçevede Avrupa Birliği Parlamentosu seçimleriyle içerideki milliyetçiliklerin hareketliliğine mi tanık oluyoruz yoksa Avrupa'nın içindeki periferileri mi fark ediyoruz Kuşkusuz İngiltere ve Amerika Gazze ve Ukrayna'da beklemedikleri bir dirençle karşılaştı ve böylelikle Avrupa içindeki hareketlenmeler dikkat çekmeye başladı. Her bir bölgenin ayrı ayrı ele alınması gerektiğini de ifade etmeliyiz. Gazze ve Ukrayna'daki gelişmelerle ilgili olarak "Avrupa" içindeki farklı tutumlar, her bir bölgenin ayrı
BAE ve İsrail'in altemperyal hırsları
29-12-2025
14
Batı'nın ölümcül kimlikleri
25-12-2025
23
"Kusursuz tahrik" yönteminin kusurları
22-12-2025
25
Siyonistlerin "kusursuz tahrik" yöntemi
18-12-2025
33
Filistinliler bağımsızlık fikrine yeniden hayat verdi
28-08-2025
256
Yeni emperyalizmi anlamak için İsrail'e bakmak gerekir
04-01-2024
222
Filistin'de silahtan sonra açlık ve hastalık
01-02-2024
203
