Daniel Marwecki, "Almanya ve İsrail" adlı kitabının önsözünde "Bu kitap, diğer şeylerin yanı sıra, 1967'deki belirleyici Arap-İsrail Savaşı öncesinde, Orta Doğu'daki yeni kurulan Yahudi devletinin en önemli destekçisinin ABD değil, Batı Almanya olduğunu göstermektedir. Savaş sonrası Alman tazminatları, mali yardımları ve askeri desteği, İsrail'i yoksul mülteciler ve kararlı yerleşimcilerden oluşan riskli bir girişimden bölgesel bir güce dönüştürmeye yardımcı oldu." diyor. Marwecki, bu tespiti yaptıktan sonra Almanya'nın İsrail'e desteğinin gerekçelerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu bağlamda Almanya'nın bu destek ile siyaset sahnesine döndüğü üzerinde duruluyor.
Almanya'nın İsrail'e karşılıksız olağanüstü desteği ile ilgili önemli yayınların ortaya çıkmasıyla beraber hadiselerin üzerindeki sis perdesinin aralanacağını tahmin edebiliriz. Bilindiği gibi bizde Yahudilerin dünya hâkimiyeti çerçevesinde Almanya'nın da Siyonizm'e teslim olduğu yönünde çok yaygın bir kanaat vardır. Sis perdesi tam da bu yönde fikirlerin oluşmasına imkân veren propagandalarla oluşmuştur. 7 Ekim 2023'ten sonra bu türden sis perdeleri de aralanmaya başlandı. Daha önce bahsi geçmişti, Antony Loewenstein'in "Filistin Laboratuvarı: İsrail İşgal Teknolojilerini Dünyaya Nasıl İhraç Ediyor" adlı kitabında Almanya'nın işgal teknolojilerinin geliştirilmesiyle ilgili çalışmaları da gösterilmişti. Akademiysen Jürgen Mackertt de Almanya'nın İsrail'e olağanüstü desteğinin Yahudi gücüne boyun eğmekle alakalı olmadığını göstermeye çalışmıştır. Daniel Marwecki'nin Almanya'nın meşru bir aktör olarak siyaset sahnesine dönme isteğiyle ilgili tespiti aslında halen varlığını sürdüren sis tabakasını tamamen dağıtabilecek güçtedir.
Bugün İsrail, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yargılandı. Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı birtakım şahıslar üzerinden İsrail'i yargıladı ve soykırım ve savaş suçlarının işlendiğine hükmetti. İsrail'in soykırım ve savaş suçlarını Almanlar elbette biliyordu. Fakat açık bir şekilde İsrail'i teşvik ettiler ve böylelikle kolonyal bir ideoloji olarak Siyonizm üzerinden İngiltere ve ABD'nin de soykırım ve savaş suçlarına aşırı derecede dâhil olmalarına yol açtılar. Bugün İngiltere ve ABD de soykırım suçlarının açık tarafı hâline gelmiştir. Özellikle İngiliz ve ABD'li elitler kendi ülkelerinde seçkinleri ve kitleleri İsrail'in soykırım ve savaş suçlarına tekrar tekrar batırıp çıkarmıştır. Artık II. Dünya Savaşı'nın Hitler'i ve Almanları yalnız değil. Siyonizm'in bir ideoloji olarak İngiltere ve ABD'de Siyonist dinî gruplar üzerinden ne kadar yaygın bir kabule mazhar olduğu bilinmektedir. Üstelik Siyonizm, kolonyal bir ideoloji olarak Anglosakson kökenlidir. Siyonizm'in Anglosakson kökenleriyle ilgili bizde de çok güzel çalışmalar ortaya çıkmaya başladı. Bu çerçevede Fazıl Duygun'un "Yahudileri Kim Siyonistleştirdi" adlı kitabında da İngiltere ve ABD'nin Siyonist ideolojinin ortaya çıkmasındaki rolü üzerinde durulmuştur. Fransa da İslam coğrafyasında soykırım ve savaş suçlarına dâhil oldu.

16