Türkiye'de yaklaşık yüz yıldır uygulanan eğitim anlayışı, insanı uyandırmak yerine körleştirdi. İnancına kör, tarihine kör, kendi değerlerine kör… En vahimi ise kâinatın yaratıcısına karşı kör bir insan tipi üretildi.
Oysa eğitimin ve bilimin asıl gayesi, insanı uyandırmaktır. Hakiki manada uyanan insan; nerede duracağını, nasıl davranacağını bilir. Ne zaman konuşacağını bildiği gibi, ne zaman susacağını da bilir. Hatta ne şekilde uyuması, neye karşı uyanık kalması gerektiğini dahi idrak eder.
İmanla beslenmeyen, ahlâkla yoğrulmayan bir eğitim; bilgili ama şuursuz, güçlü ama adaletsiz bireyler üretir. Oysa imanlı ve şuurlu bir bilim anlayışı, insana önce insan olduğunu hatırlatır. Ahlâkı merkeze alır, güzel hasletlerle donanmayı zaruret olarak görür.
Bu anlayış insana şunu söyler:
Kalbin adaletle dolu olsun; herkese hakkaniyetle muamele et. Başına da marifetullahı ve muhabbetullahı taç edin ki, dünyaya neden geldiğini ve yaratılış gayeni unutmayasın.
Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı'nda eğitimin merkezine yalnızca bilgiyi değil, imanı ve hikmeti yerleştirir. Ona göre ilim, imandan koparıldığında insanı yüceltmez; aksine kibirli, bencil ve tahripkâr hâle getirir. Bu yüzden "Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir, aklın nuru fünûn-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder." diyerek, eğitimde kalp ile aklın birlikte terbiye edilmesi gerektiğini vurgular.
Risale-i Nur'da asıl hedef, ezberleyen değil idrak eden, yarışan değil sorumluluk taşıyan, bilen değil şuur sahibi insan yetiştirmektir. Çünkü iman, insana yalnızca neye inanacağını değil; nasıl yaşayacağını, gücü nasıl kullanacağını ve bilgiyi hangi istikamette değerlendireceğini de öğretir.
Bediüzzaman'a göre hakiki eğitim, insana kâinatı başıboş bir karmaşa olarak değil; ilahî bir nizam ve hikmet kitabı olarak okutmalıdır. Böyle bir eğitimden geçen insan, ne zulme meyleder ne de anarşiye savrulur. Zira her şeyi bir emanet bilen insan, ne kendine ne başkasına haksızlık etmeyi göze alabilir.
Bugün ihtiyacımız olan şey, daha fazla diploma değil; daha fazla basirettir. Daha fazla teknik bilgi değil; istikametli ilimdir. Aksi hâlde eğitim, inşa eden değil; köklerinden kopardığı insanı savuran bir kuvvete dönüşür.

16