Birçok kadında kilo verme süreci irade eksikliğinden değil, hormonların işlevini sağlıklı biçimde yerine getirmemesinden etkileniyor. İnsülin direnci, Polikistik Over Sendromu ve kronik inflamasyon, metabolizmayı kilitliyor. Doğru beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle bu döngü kırılabilir
Ülkemizde her geçen gün sıklığı artan polikistik yumurtalık sendromlu kadınların yanlış beslendiği ve bir türlü kilo veremediğini görüyorum. Bu nedenle polistik yumurtalık sendromu hastalarında beslenme önerilerimi Klinik Diyetisyen olarak tecrübelerim doğrultusunda sizlerle paylaşmak istiyorum. Temel nedeni tam olarak açıklanamayan bu hastalıkta 3 ana etken olan insülin direnci, obezite ve kronik düşük dereceli inflamasyon hastalığın ilerlemesine katkı sağlamamaktadır. Bu nedenle bu 3 noktada beslenmeyle kontrol altına alınabildiği için hastaya yaşam değişiklikleri konusunda doğru yolu göstererek hastalığın semptomlarını dizginlenmesinde yardımcı olmak gerekmektedir. Eğer bu hastalarda insülin direncini düzeltmezsek; kıllanma, akne ve saçlarda yaygın dökülme gibi klinik komplikasyonların hızlı görülmesine neden olur. Ayrıca kısırlığa yol açar.
DOYMUŞ YAĞ ASİDİ BULUNUR
Balık yağı ile omega 3 açıkçası iç içe geçmiş bir kavramdır. Balık yağı balıklardan elde edilen doğal yağdır. Daha açık bir ifadeyle somon, uskumru, krill, sardalya veya hamsi gibi yağlı balıkların dokularından elde edilen doğal yağın adına balık yağı demekteyiz. Balık yağı aslında birçok çeşitli yağ asitlerinin olduğu daha çok omega 3 yağ asitlerinin bulunduğu yağ diyebiliriz. Çünkü balıkların türüne göre elde edilen balık yağında omega 3 miktarı farklılık göstermektedir. Balık yağında omega 3 yağ asitlerinin dışında omega 6, omega 9 ve doymuş yağ asitleri de bulunur.
Omega 3 yağ asitlerinden EPA ve DHA adlı elzem iki yağ asidi türü ön plana çıkmaktadır. Bu iki yağ asidi çoklu doymamış yağ asitleri sınıfında olup vücudun kalp, beyin, göz sağlığı için önemli rol oynayan elzem yağlar olarak tanımlamaktayız. Bir de bitkisel kaynaklı omega 3 çeşidi vardır. Buna alfa linolenik asit deriz. Ceviz, keten tohumu ve çiya tohumunda bulunur ancak bu yiyeceklerde yüksek miktarda olan alfa linolenik asidin çok az bir kısmı EPA ve DHA dönüşmektedir.
EKLEM VE KAS SAĞLIĞINI İYİLEŞTİRİR
Omega 3 ihtiyacımızı balık yiyerek karşılayabiliriz. Haftada 2 kere balık yemek yeterli kalp sağlığı koruyucu omega 3 ihtiyacını sağlayamamaktadır. Haftada 4 kere balık tercih etmek omega 3 ihtiyacını karşılamada güvenli sıklıktır. Ancak ülkemizde ayda 1 kere bile düzenli balık yiyen çok az insan olduğu için ya balık tüketim sıklığını arttırmak ya da saf omega 3 takviye olarak tercih edilmelidir. Omega 3 antiinflamutuvar etkili kronik inflamasyonu dizginleyen en doğru besin faktörüdür.
Omega 3 zengin balık veya takviye alırken tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, baklagil ve kuruyemiş içeren beslenmede uygulandığında omega 3 yağ asidinin sağlığımıza etkisi artar.
Omega 6 yağ asitlerinden fazla omega 3 yağ asitlerinden yetersiz veya az beslenme vücutta inflamasyonu arttırır. Bu sebeple omega 6 ile omega 3 yağ asitleri içeren besinleri dengeli alımı sağlamak gerekmektedir. Dengeli omega 6 ve omega 3 yağ asitleri içeren besinleri dengeli alımı sağlamak gerekmektedir. Dengeli omega 6 ve omege 3 yağ asitleri içeren beslenme kalp, göz, beyin, eklem, kas sağlığını iyileştirir. Rafinasyona uğramış bitkisel yağlar ve işlenmiş tüm endüstriyel besinlerden uzak durmak bu yağ asitlerini dengede tutmak için çok önemlidir.
9 ADIMDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Polistik Yumurtalık Sendromu için benim tavsiye edeceğim tek beslenme Glisemik İndeksi Düşük Proteini Yüksek Ketojenik Akdeniz Diyeti olacaktır. Bu önerdiğim beslenme ile inatçı insülin direnci kırılarak yağ dokusu hızlı bir şekilde eriyip kasların korunması sağlanacaktır. Böylece endokrinolojik sorun da çözülecektir. 9 adımda bu önemli hastalıkta beslenmede dikkat edilmesi gerekenlere göz atalım.
1- Glisemik indeksi düşük besinler insülin duyarlılığını arttırır, kan şekerini düzenler ve yumurtlamayı destekler. Tecrübelerim baklagil, kuruyemiş, tam tahıl gibi lif içeriği düşük rafine karbonhidratı oldukça az olan bu besin gruplarıyla uygun porsiyonda yemek inflamasyonun da düzelmesini sağlar. Haftada 4 kere baklagil, haftada 3 kere tam tahıl ve her gün düzenli kuruyemiş Polistik Yumurtalık Sendromu hastalıkları için önemli diyebilirim.
2- Akdeniz diyetinde bulunan zeytinyağı, taze otlar, baharatlar, taze sebzeler, tam yağlı süt ürünleri inflamasyonu dizginler ve akne oluşumunu önler. İnsülin direncinin hızlı kırılmasını sağlar. Kefir, yoğurt, süt, peynir günde 2 porsiyona kadar mutlaka olmalıdır. Süt ürünleri hormonal dengesizliğin düzenlenmesine katkı sağlar.

3