'Uluslararası hukuk da ne ki Kuralları 'haklılar' değil, güçlüler koyar!' diyen bir 'Trumpist anlayış..'

Sadece ülkesinde değil, dış dünyada da, Trump'ın yönetiminde ilerlemeye çalışan Amerikan emperyalizminin, 'Miladî- 19'ncu yüzyılda kaldı..' sanılan vahşi kapitalizm ve sömürgecilik yöntemleriyle dünyaya yeniden bir düzen vermek çabası içinde olduğuna dair yorumlar yazılmaya başlandı..

Amerikan emperyalizminin tahakküm ettiği coğrafyalarda, mantıklı düşünebilmek kabiliyetini yitirmemiş kimseler az da olsa teselli sebebi sayılıyor..

Bu cümleden olmak üzere, Amerikan Başkanı Trump ve Savunma Bakanı Hegseth'le İsrail rejimi Başbakanı Netenyahu'nun Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaları yolunda kendi toplumlarında bile bu yönde taleplerin dile getirildiğine şahit olunuyor.

Trump'ın 10 Mart Salı günü, yaptığı konuşmasındaki tutarsız, çelişkili ve zafer kazanmış edalı açıklamaları da Amerikan medyasında eleştiri konusu oldu.. Çünkü, Trump, İran'ın bir savaş gemisini, -üstelik de silahsız olduğu bilinen ve sadece 100 kadar asker taşıdığı bilinen bir gemiyi-, denizin dibine gönderdiğini' zevkle anlatıyordu..

*

Bu konuda Amerikan Kongresi'nde senatör olarak bulunan 87 yaşındaki ve Senatör Bernie Sanders, 'Trump'ın İran'a karşı yürüttüğü' saldırı siyasetinin 'uluslararası savaş kuralları dışında' olduğu, Trump ve Netanyahu'nun yargılanmaları gerektiğine dair açıklamalar yaptı..

Sanders yaptığı açıklamada, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, Uluslararası hukuku, Cenevre Sözleşmelerini ve Birleşmiş Milletler'in itibarını ortadan kaldırıyor. Bu, gezegenin ve insanlığın geleceği için son derece tehlikeli" diyordu.

Sanders ve onu destekleyenler, ABD'nin İran'a saldırısının, 'Kongre'ye savaş ilan etme yetkisi' veren ABD Anayasası'nı ve "gerekli ve orantılı" bir meşru müdafaa eylemi olmadığını veya Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilmediği sürece başka bir devlete karşı güç kullanımını yasaklayan BM Şartı'nı ihlal ettiğini savunuyorlar.

Sanders'in başını çektiği bu muhalifler, "Eğer ABD ve İsrail, İran'a tek taraflı saldırı düzenleme hakkına sahipse, Çin'in Tayvan'ı işgal etmesine, Rusya'nın Polonya'ya saldırmasına veya Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye füze fırlatmasına karşı ahlâkî veya hukukî bir argüman var mı diye soran Sanders, "Trump'ın dünyasındaki ölçülere göre, herhangi bir ülke, herhangi bir sebeple başka bir ülkeye karşı savaş açma 'hakkına' sahip olacağı'nı belirten (ve 2. Dünya Savaşı'nda bütün aile ferdlerini kaybeden) Sanders, "gücün haklı olduğu, herhangi bir ulusun herhangi bir gerekçeyle başka bir ülkeyi işgal edebileceği, bombalayabileceği veya istikrarsızlaştırabileceği bir dünyaya geri dönmek zihniyetinin, gelecek nesilleri giderek daha güvensiz hale getireceğini' belirterek, "2. Dünya Savaşı'nın dehşetinden sonra, uluslararası toplum bir araya gelerek uluslararası hukuku oluşturdu. Bu, saldırgan savaşları önlemek ve temel insan haklarını ihlal eden ülkeleri sorumlu tutmak için tasarlanmış bir kurallar sistemiydi. Şimdi, Trump ve Netenyahu ise, bu çabayı yok ediyor ve dünya halklarını uluslararası anarşiye geri itiyor. Bu, 1. Dünya Savaşı'nda 10 milyon, 2. Dünya Savaşı'nda ise, 50 milyon kişinin ölümüne yol açan bir dünya ortaya çıkarmıştı" diyordu..

Evet, Güney İran'daki Minab'daki bir kız ilköğretim okuluna yapılan ve ABD'nin saldırısı olduğu ortaya çıkan saldırıda yaklaşık 175 kız çocuğu öldü. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in gazetecilere o gün için, 'Bu günün, İran'daki en yoğun saldırı günümüz olacak..'