Trump'ın tehditleri, İran'a baş eğdirebilir mi

Amerikan Başkanı Trump'ın İran ile ABD emperyalizmi arasındaki dolaylı müzakere mesabesinde olan 'mektuplaşma yolu'yla geliştirilmeye çalışılan diplomatik münasebetlerinin, dün akşam açıklanan son yazışmalarla, yeni bir çıkmaz'a saplandığı anlaşılıyor. Ancak, Trump'ın, dün akşamki ilk tepkilerini, 'İran'ın cevabı kabul edilemez. İran bizimle oyun oynuyor..' şeklinde dile getirmesi, kesin bir tutum olarak da kabullenilmeyebilir.

Çünkü, Trump, bu!

Bir gün içinde yaptığı konuşmalar içinde bile onlarca- yüzlerce çelişki bulunan ve maddî ve askerî gücünden başka hiç bir dayanağı ve de değeri olmayan bir Trump'ın İran'a karşı tavrını hiddet ve şiddet üzerine kurmaya çalışmasına şaşılmamalıdır. 'Kuralları güçlü olanlar koyar..' diyen bir Trump, günlük gelişmeler içinde, her an yeni manevralara doğru yelken açabilir.

Trump, İran'ın Ortadoğu savaşını sona erdirmeye yönelik ABD planına verdiği cevabın beklentileri karşılamadığını söylerken; İran, nükleer müzakereler yerine, kalıcı barış görüşmeleri için bastırıyor.

*

İran'ın başkenti Tahran'ın kuzeyindeki Tecriş Meydanı'nda kalabalık kitleler, 28 Şubat'ta Güney İran'daki Minab kasabasında bir okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 170 öğrencinin portrelerinin yer aldığı fotoğraf ve pankartların önünden geçiyorlar, gözyaşları ve mâtem feryadları içinde.. 10 Mayıs 2026 Pazar tarihli 'Câm-ı Cem' gazetesinin ön sayfasında, ABD Başkanı Trump'ı hicveden bir karikatür ise, görenleri tebessüm ettiriyor.

Trump ise, sosyal medyada, Tahran'ı yaklaşık 50 yıldır Amerika Birleşik Devletleri ile "oyun oynamakla" suçluyor ve "Artık gülemeyecekler!" diye ekliyor.. Büyük ekseriyeti şiî Mülüman olan İran halkı ise, 'Kerbelâ Faciası' için asırlarca yaktıkları ağıtlarla da daha bir yoğunluklu besleniyor..

Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak ve nükleer programından vazgeçmek konusunda bir anlaşmayı kabul etmemesi halinde tam ölçekli bombardımana yeniden başlayacağı tehdidini yineledi. İran, savaşın başlamasından bu yana petrol, doğal gaz ve gübre akışı için hayatî önem taşıyan stratejik su yolunu büyük ölçüde bloke ederek dünya piyasalarını sarstı.

ABD ordusu da 13 Nisan'dan bu yana İran limanlarını abluka altına aldı ve 61 ticarî gemiyi geri çevirdiğini, dördünü ise etkisiz hale getirdiğini açıkladı; Cuma günü, ablukayı kırmaya çalıştıklarını söylediği iki İran petrol tankerine saldırdı. İran İnkılab Muhafızları ise, İran petrol tankerlerine veya ticarî gemilerine yapılacak herhangi bir saldırının, bölgedeki ABD üslerine ve düşman gemilerine "ağır bir saldırı" ile karşılık bulacağını belirtti.

Müzakerelerdeki bir diğer tıkanma noktası ise, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu..

BM nükleer ajansı, İran'ın %60 saflığa kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramdan fazla uranyumu olduğunu, bunun da silah yapımında kullanılacak seviyeye teknik olarak çok yakın olduğunu belirtiyor. İran askerî sözcüsü ise, güçlerin uranyum depolanan tesisleri korumak için "tam teyakkuzda" olduğunu söyledi.

*

İsrail Başbakanı Netanyahu ise, dün CBS'de yayınlanan röportajında, savaşın bitmediğini, çünkü zenginleştirilmiş uranyumun İran'dan çıkarılması gerektiğini söyledi. Netanyahu, "Trump bana 'Oraya girmek istiyorum' dedi ve bence bu fizikî olarak yapılabilir" dedi.

*

Bu gelişmeler içinde,Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, 'Moskova'nın İran'dan zenginleştirilmiş uranyum alarak uzlaşma görüşmelerine yardımcı olma teklifi'nin hâlâ geçerli olduğunu söyledi.

İran temsilcisinin sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Fransız ve İngiliz gemilerinin veya herhangi bir başka ülkeye aid gemilerin, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası hukuku ihlal eden yasadışı ABD eylemleriyle olası herhangi bir işbirliği için orada bulunması, silahlı kuvvetler tarafından kararlı ve derhal bir karşılıkla karşılanacaktır" dedi.

*

USA TODAY isimli internet sitesinde 8 Mayıs günü, 'Trump'ın sert tutumu İran'a baş eğdirebilir mi' başlıklı bir yazı vardı.

Amerikan emperyalizminin oluşturduğu ve dünya kamuoyu'na tek gerçek gibi sunulan yazıda özetle şöyle deniliyordu: 'Bombaların düşmesinin üzerinden henüz altı gün geçmişken, Başkan Trump İran'daki savaşı sona erdirmek için İran'ın "şartsız teslimiyeti" olmadan barış anlaşması olmayacağını' söyledi.

Ancak, benzin fiyatlarının fırlaması, Trump'ın popülaritesinin, halk nezdindeki itibarının düşmesi ve Amerikalıların çoğunun savaşa karşı olduğunu göstermesi üzerine Trump, bir barış anlaşmasının mümkün olabileceğini de dile getirmiş ve iki ülke arasındaki en tartışmalı konuların çoğuna dair ABD teklifini değerlendirmesi üzerine, "Çabuk bitecek" tahmininde de bulundu.

İran'la yeni dönem savaşın 28 Şubat 2026 günü başlamasından bu yana Trump, 'savaşın yakında biteceğini ve İran'ın ya hızla bir barış anlaşması imzalaması, ya da yok edilmesi' gerektiğini söyleyip duruyor.. Ancak, bu tahminler hiç gerçekleşmiyor..

Trump yaptığı açıklamada, savaşı sona erdirmek için barış görüşmelerinin devam ettiğini, ancak çözüme kavuşturulmaması durumunda, İran'ın daha fazla askerî müdahaleyle, hatta nükleer silahlarla karşı karşıya kalabileceğini söyledi. (...)

Trump, İran hakkında, "Görüşmeler çok iyi gidiyor ama şunu anlamaları gerekiyor, eğer anlaşma imzalanmazsa çok acı çekecekler" dedi. Ancak, yürürlükte olan ateş-kes anlaşmasını terk etmeyeceğini de belirtti.

28 Şubat 2026'da başlayan ve ABD ve İsrail'in İran askerî ve hükümet tesislerini hedef alan "Destansı Öfke Operasyonu" diye anılan hava saldırılarıyla başlayan İran Savaşı'nın geride bıraktığı yıkım, kenarından teğet geçilecek basit bir tahribat değildi.

22 Nisan 2026'da, Lübnan'ın güneyinde, İsrail ile çatışma sırasında öldürülen Hizbullah güçlerinin cenaze töreninde, kadınlar yas tutuyor.

*

**

Hemen hemen bütün kumandanlar devlet adamları ve filozoflar, tarih boyunca bir savaşı başlatmanın bitirmekten çok daha kolay olduğunu belirtmişlerdir. Trump ve ekibi, Ortadoğu'da binlerce insanın ölümüne yol açan bir çatışmadan çıkış yolu ararken, bu teorinin ardındaki acı gerçeği yeni yeni keşfediyor gibi görünüyor.