ABD medyasında, ABD Başkanı D. Trump'ın, İran'la gerilimi tırmandırması ve İsrail ile elbirliği yaparak, İran'ı bombardıman etmek gibi kararlar alırken, savaşta net bir hedefinin ve bu gerilimin içinden yüz akıyla nasıl çıkacağına dair ciddî bir planının olmadığına dair yorumlara yer verilmiyor değil..
Geçenlerde, 'CNN İnternational, bir yorumunda, ABD'nin savaşcı siyasetinin iyi yapılamadığından hareketle, bu siyaseti, "Trump'ın harakirisi" olarak nitelendiriliyordu.
(Harakiri, özellikle Japon kültüründe savaşçıların, yenilgi ihtimali artınca, intihar etmek üzere, gövdelerini bir hançer veya kılıç üzerine bırakması ve iç organlarının parçalanması sûretiyle yapılan bir intihar şekli olup, esasen 'harakiri' kelimesi de Japoncada, 'karın yarmak' mânasına gelmektedir.)
*
Ama, Hürmüz ismi, birkaç ay öncesine kadar bizim toplumumuzun büyük kesimince de fazla bilinmiyordu.. Hürmüz Boğazı'nın ismi, bizim mizah edebiyatımızda, '7 Kocalı Hürmüz..' adıyla bilinen ve bu alanda 40-50 yıl öncelerde 'film' konusu da olmuş bir komedi türü daha bilinir durumdaydı..
Hürmüz Boğazı, Hind Okyanusu'nun, Arabistan yarımadasının kuzey batısındaki boğazı geçerek, kuzeybatı'ya, taa Basra şehrine kadar uzandığı, yaklaşım Karadeniz'in üçte ikisi kadar büyüklükteki deniz uzantısının giriş kapısının adıdır. İlginç olan şu ki, Amerikan kıtasının kuzey parçasındaki ABD ülkesinin, 15-20 bin km. öteden gelip, Umman, Katar, Bahreyn, Irak ve İran'la çevrili olan ve İran dışındaki ülkelerin Amerikan emperyalizminin işaretleri olmaksızın Körfez'in idaresinde, son sözü kendisinin söyleyeceğini ilan etmesidir.. Ve bu Bu durum, açıktır ki, Körfez ülkelerinin de gidip, New York Körfezi'ne giriş-çıkıştaki deniz trafiğini kendilerinin düzenleyeceklerini iddia etmesi kadar sınır tanımaz bir güç gösterisi ve hattâ gücetaparlıktır. ABD Başkanı Trump, bu güce taparlık gösterisiyle, 'Hürmüz Boğazı açıktır, serbesttir ve orayı biz yöneteceğiz..' diyebilmektedir..
Amerikan emperyalizmimin anlayamadığı, işte bu komik güç gösterisidir.. Çünkü, kendisinin ve kendisiyle müttefik olan ülkelerin rejimlerini ve onların güvenliklerini, 'özgür dünyanın liderliği' iddiasıyla kendisini belirlediği bir dünyada, Amerikan halkının büyük bir bölümünün haritada gösteremediği Hürmüz Boğazı için, Mr. Trump'ın, gerekirse, 3. Dünya Savaşı'nı göze alacak bir güç gösterisi sergilemesidir.
Ancak, bunu yaparken, Amerikan kara ordularını veya deniz piyadelerini bölgeye sürmemesi ve sadece uzaktan kumandalı füzelerle İran'ı diz çöktürmeye çalışmasıdır.. Bu tablonun daha iyi anlaşılması için, bir örnek vermek gerekirse, Ortadoğu ülkelerinin ya da bir başka gücün, gidip New York Körfezi'ne giriş-çıkışı tanzim etmek istemesi ve istediğini ABD'ye dayatmak istemesi nasıl bir zorbalık ise, Amerikan emperyalizminin yaptığı da öyle bir zorbalıktır.
Ancak, Amerikan halkından orta yaş ve üzeri nesillerin, Vietnam Savaşı'nda tadılan ağır yenilgiyi hatırlamaktan kendilerini kurtaramadıkları görülüyor.. Trump dünyadaki bazı ihtilaflı konulara müdahale ederek, yaptırdığı 'dayatma barış anlaşmaları'na kendi adını vermesiyle bilinen 80 yaşındaki Trump'ın bir 'barış türküsü'ne daha adını vermek için acele ettiği anlaşılmakta..
Bu durumda, Hind Okyanusu'ndaki Amerikan deniz piyadelerinin İran kara parçasına bir çıkarma yapmadıkça uzun vâdeli başarılar elde etmesini mümkün görmeyen uluslararası gözlemciler, Trump'ın bu güç gösterisine mecbur olduğunu düşünmekteler.. Ama, İran da, Amerikan kara ordularını İran toprağına çıkarmasını temenni etmektedir.. Çünkü, o zaman, Rusya ve sonra da Amerika'nın Afganistan'da taddıkları utanç verici 'Haçlı-varî' saldırganlıklarına, Müslüman halkların nasıl bir karşılık vereceği bir daha görülecektir. Çünkü Müslümanlar, 'Zulüm varsa cihad da vardır, ve cihad varsa, biz de varız..' şiarını düstur edinmişlerdir..
Bu arada, belirtelim ki, ABD'de 3 ay sonra yapılacak olan seçimlerde, Trump'ın dayandığı Cumhuriyetçi Parti'nin yenilgi alması halinde, Başkan'ın Amerikan Kongresi'ndeki desteğinin de sona ereceği hesab ediliyor.. Esasen, bu ihtimali, Trump, bizzat da, 3-4 ay kadar önce ifade etmiş ve Kasım 2026'daki seçimlerdeki bir başarısızlık halinde, kendisinin Başkanlık'tan azledileceği ihtimalini, 'Beni azletmek istiyorlar..' diyerek dile getirmişti.. Yani, zihnine, yüreğine korku düşmüş bulunuyor, Trump'ın..
Esasen, Trump'ın, ABD iç siyasetindeki durumu, kendisi açısından da sürprizlerle dolu gözüküyor. (50 küsur yıl öncelerde, 1974'lerde, dönemin Amerikan Başkanı Richard Nixon'un 'Watergate Skandalı' denilen bir seçim hilesindeki rolü yüzünden, Kongre tarafından azledilmek üzereyken, istifa etmek zorunda kalışının şimdi Trump'ı da korkuttuğu anlaşılıyor.. Esasen, bu ihtimal, Trump tarafından da 4 ay kadar önce açıkça dile getirilmişti..)

12