'Nükleer güç' sahibi ülkelerin, 'Başkalarının da bu güce sahib olmaması' çabaları ne kadar gerçekçi

Yahoo.news'in 1 Haziran haber bülteninde yer alan bir haber-yoruma göre, ABD Başkanı D. Trump, İran'la yaptığı barış anlaşmasına ilişkin müzakere haberlerinin çarpıtıldığı iddiasıyla, Mart-2026'da İran'a yönelik olarak önce kendisinin başlattığı savaşı sona erdirmek için büyük çaba harcadığı ve İran'la yapılan anlaşmada da, İran'ın nükleer silaha asla sahip olmayacağı çok açık bir şekilde yazılmıştı. Ama, şimdi, başta Amerika ve İsrail olmak üzere bir çok güç odakları, İran'ın bu anlaşmadaki taahhütlerine riayet etmediği kanaatindeler ve CNN bu iddiada başı çekiyor...

CNN'in bir sözcüsü de, konuyla ilgili olarak, "Haberlerimizin arkasındayız" dedi..

Beyaz Saray'dan bir yetkili ise, Trump'ın İran'la ancak "kırmızı çizgileri" esas alan bir anlaşma yapacağını aktarıyor.

İran'a karşı 12 gün süren ve 8 Nisan'da şartlı bir ateş-kes, süresiz uzatılmışa da; daha sonra, ABD ve İran'ın barış anlaşması imzalamaya çok yakın olduğu defalarca iddia edilse de, şu ana kadar resmî bir anlaşmaya varılamadı.

*

Mart-2026 başında '12 gün süren Amerikan-İsrail ortak saldırısı' sırasında, 'İran'ın bir çok güç kaynaklarının ve hele de nükleer silah merkezlerinin toptan imha edildiği'ne dair iddialı açıklamalar yapıldıysa da, Amerikan kaynakları, hâlâ da İran'ın nükleer gücünün korkusunu yansıtan açıklamalar yapmaktalar, tuhaf bir mantıkla.. Çünkü, nükleer gücün başkalarının elinde olmasına gösterilen hassasiyetin bu kadar güçlü olmasının sebebi sorulduğunda geçenlerde bir Amerikalı yetkili, 'Çünkü o zaman, bir savaş halinde gelir, bizi öldürürler..' demişti.

Birilerinin elinde nükleer güç olduğu zaman yaşanan bu kadar korku ve hattâ vehim, başkalarının da, bu güce erişmek hedefinde bir çok imkân ve güçlerini seferber edeceğini niye düşündürmüyor

Hatırlayalım, ilk atom bombasının Ağustos-1945'te Japonya'da üstelik, hiç bir askerî üssün bulunmadığı, sadece sivillerin yaşadığı bilinen Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine karşı kullanılması ve 300 bine yakın insanın telef olmasından sonra, Amerika bütün çabalarını bu silaha başkalarının sahip olmaması yönündeki çabalara çevirmişti..

Ama, bu hassasiyete rağmen, Sovyet Rusya 1951 yılında, sonra da İngiltere ve diğerleri o gücü kendi merkezlerinde ürettiklerini açıklamalarından birkaç sene sonra da Kuzey Kore, sonra Fransa derken, Ortadoğu denilen coğrafyada hemen her devletin bugün gizli veya açık olarak nükleer güce ve ondan da ilerisine, nükleer silaha sahib olduğu anlaşılıyor..

Evet, bugün, resmen açıklanmasa bile, hele de Ortadoğu denilen coğrafyada bir çok devletin, bu silahı, gizli veya açık yollardan elde ettikleri ve bugün için, en azından 9 -10 devletin nükleer silaha sahip olduğu kesinleşmiş bulunuyor.