Yazar, insanın önyargı, bilişsel sapmaları ve psikolojik rahatsızlıklara yatkın olduğunu göstererek, açlanan akılın bu zafları açıklayamayacağını ileri sürer. Newton'un "insanların çılgınlığını hesaplayamam" sözünü referans alarak, insanın güç ve gurur duygularından arınıp Rabbine teslimiyet göstermesi gerektiğini vurgular. Ancak bu teslim olma çağrısı, insanı yönlendiren mekanizmalar hakkında daha derin bir analiz gerektirmez mi?
* Herhangi bir konuda iyiysek (sözgelimi bulmaca çözmek) bunun için kendimize artı puan veririz. Ancak kötü olduğumuz konularda kendimize toz kondurmaz, sorumluluğu başkalarına atma eğilimine gireriz.
* Şayet zihnimiz başka şeylerle çok yoğunsa, bize aktarılan bir konunun kaynağına inmeden o fikre saplanıp kalırız. Yine zihnimiz baskı altındaysa veya dikkatimiz başka yöne çevrilmişse normalde şüphe duyacağımız bazı durumlara inanma eğilimine girebiliriz.
* Geçmişteki bir hadiseyi yorumlarken düşüncelerimizle ve inançlarımızla uyuşan yönlerini ön plana çıkarma eğilimine girer ve o açıdan değerlendiririz. Aile terapisi için ele aldığım geçimsiz çiftlerde de durumun aynen böyle olduğunu hep gözlemişimdir. Ayrı ayrı dinlediğinizde iki tarafı da yüzde yüz haklı sanırsınız, ancak gerçeğin öyle olmasına imkân yoktur. Her taraf olayları kendine göre çarpıtarak ifade etmektedir. Kişi kendinin haklı, eşinin kusurlu olduğuna inanmıştır ve bunu göstermek için, şahsi yorumunu katarak olayları anlatmaktadır.
* Siyasette de böyle değil mi Tuttuğumuz liderin her sözünü ve davranışını olumlu, karşı olduğumuz siyasetçi için ise olumsuz değerlendirmeye adeta şartlanmışızdır. Bir kez bir şeyin doğru olduğuna karar verdiğimizde (her ne sebeple olursa olsun) ona inanmak için genellikle yeni sebepler de uydururuz.
*İnsanların pek çoğunun öleceklerini bilmelerine rağmen ibadetten uzak kalmalarını, yaşlandıklarında bile dünya hırslarıyla dolu olmalarını ne ile açıklayacağız Zararlarına rağmen sigara, alkol, uyuşturucu kullanan; tehlikesini bilmelerine rağmen trafikte aşırı hız yapanlara ne demeli
* Bir alkol bağımlısı hastam günlüğüne, "daha çok israf ediyor, daha çok suçluluk hissediyor, sabahın üçünde artık içkiyi bırakmam gerektiği duygusuyla uyanıyorum. İçki, içki takımları, içki ortamları ve içkili olmak tiksindirici geliyor. Yine de her öğlen elim alkol şişesine gidiyor." diye yazmıştı. Gerçekten genelde insanlar kısa süreli hazları, zararını bilmelerine rağmen uzun vadeli huzur ve mutluluklara tercih ederler.
* İnsan beyninin yaygın rahatsızlıkları da ayrı bir zaafımızdır. Kolaylıkla anksiyeteye girer, endişe ve kaygı çekebilir; panik olur, ölüm ve delirme korkusu ile kıvranabilir; depresyon geçirir, moral bozukluğu ve sıkıntılı olabilir; saçma ve mantıksız olduklarını bilmemize rağmen takıntı ve saplantılar ile dünyayı kendimize dar edebilir; fobik olarak yersiz korkulara kapılabiliriz. Veya psikoza girerek gaipten sesler işitir, hayali görüntüler veya kokular hissedebiliriz.

6