Medyaya göz attığınızda hep öfke ve taciz haberleri ile dolu. İnanın televizyonda haberleri izleyemez olduk. Yaralamalar, cinayetler, taciz ve kavgalar. Kafası kızan eliyle, diliyle, silahla şiddete başvuruyor. Televizyon kanalları da bu sinir bozucu haberleri uzun uzadıya veriyorlar. Dinledikçe bunalıyorsunuz. Dayanamayınca tepkiniz ya televizyonu kapatmak veya başka kanala geçmek oluyor.
Her şey toplumu karıştırabiliyor. Organize suç örgütleri ortalıkta fink atıyor. Bakıyorsunuz ortalık altüst olmuş. Her kafadan ayrı ses çıkıyor.
Tabii bu arada bazı kişilerin haram yoldan zengin olmak için ne haltlar çevirdiğini de hayretle izliyorsunuz. Sanki ölmeyecekmiş gibi, ahiret yokmuş gibi davrandıklarını görünce daha bir üzülüyorsunuz. Çevreden ölenler veya mezarlıklar bize, hepimize 'ölüm var ölüm' diye mesaj veriyor, uyarıda bulunuyor ancak ölüm bize gelmez, uğramaz gibi görünüyor.
Sosyal medya ise insanları mesaj bombardımanına tutmuş. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamadan hemen inanıyor, sinirlerimizi bozuyoruz. Yalan mesajların çabucak yayılması insanların iletişim araçları ile rahatlıkla yönlendirilebileceğini gösteriyor.
Açık oturumlarda tartışmalar, birinin ak dediğine kara demeler ve laf atmalarla adeta seyirciler öfke doluyor, kutuplaştırılıyor.
Sadece bunlar mı Yayınlanan diziler ve filmler de öfke, saldırganlık ve şiddet ile müstehcenlikler içeriyor. Sanki problem çıktığında kaba kuvvetle çözülür imajı veriliyor. Geleneksel değerlerimiz altüst oluyor.
Öfke çocuklara hatta bebeklere de sıçramış durumda. Anne babadan, çevreden hiddeti görüyor, öğreniyor ve tatbike başlıyorlar.
İnsanlar arasında ufak bir kıvılcım toplum kavgasına dönebiliyor. Bakıyorsunuz sopalarla, bıçaklarla birbirine saldırmaya başlamışlar. Duyan, gören ne olduğunu bile tam anlayamadan sille tokat kargaşaya karışmış.
Öfkenin sebebini araştırdığınızda çoğu zaman makul bir gerekçe bile bulamıyorsunuz. Sudan bahanelerle öfkelenir olduk. Toplumda çok sayıda serseri mayın gibi patlamaya hazır bombalar var.
Mutsuzluk, doyumsuzluk bir başka problem. Antidepresan kullanımı da, psikiyatri merkezlerine müracaat oranları da rekor düzeyde artmış durumda. 2020 yılında yaklaşık 17 milyon kişi psikolojik sorunlar sebebiyle sağlık kuruluşlarına başvurmuş. Depresyon başta olmak üzere psikiyatrik rahatsızlıklardan kaynaklı ilaç kullanımı son 5 yılda yüzde 30 oranında artış göstermiş. "Hayattan zevk almıyorum. Mutsuzum" diyenlerin sayısı oldukça yüksek. Neredeyse herkesin kendine göre problemi var.

17