Cezaevleri dolup taşmakta

Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 2005 tarihinde Türkiye'de hükümlü/tutuklu sayısı 50.000 civarında iken 2026'da hükümlü/tutuklu, denetimli serbestlik uygulanan toplam kişi sayısının yaklaşık 711.822 kişiye ulaşması halkımızın suça meylettiğini göstermez. Sorun, yeni ithal ceza kanunu ve uygulamasından kaynaklanmaktadır. Suç ve ceza siyasetinde amaçlanan; ıslah, caydırıcılık ve tekrar topluma kazandırma hususlarında başarı sağlanamamıştır.

Cezaların dengesiz ve orantısız artırılması, öfke ve kin duygularını körükleyerek kişileri suç makinesine çevirmektedir. Aslolan uzlaşma ortamının sağlanmasıdır. Kişileri muhbir vatandaş haline getirmek, sürekli delilsiz/belgesiz şikâyete özendirmek toplum barışını bozacağı gibi suçların artmasına da sebebiyet verecektir. Ceza yasasında suçta ve cezada kanunilik ilkesi esnek tutulmuştur. Özellikle hakaret, tehdit ve yaralama suçlarında, suçların unsurları ve tanımı geniş yorumlanarak neredeyse her fiil suç kapsamında yorumlanabilmektedir.

Aile içi suçların nitelikli suç kapsamına alınması sebebiyle şikâyetten vazgeçme mümkün olamamaktadır. Tartışan kardeşler, eşler duruşma salonlarında şikayetçi olmadıklarını söyleseler de kamu davası gereğince ceza mahkumiyetleri verilmektedir. Birisinin kolundan tutmak/çekmek yaralama suçu kabul edilmektedir (TCK m.86). Şişko, kel, komünist demek hakaret suçu kabul edilmektedir (TCK m.125 gerekçesi). Hatta kişinin sahibi olduğu bağında, bağ çubuğunu kesmesi halinde suçun nitelikli hali olan 6 yıla kadar ceza verilebilmektedir (TCK m152/c.). Fuhuş yapmayı ve kumar oynamayı suç olarak tanımlamayan kanun düzenleyiciler, belirsiz/orantısız suç ve cezalar ihdas etmişlerdir.

Yeni Ceza Yasasının redaktörlüğünü yapan akademisyenler Ekrem İmamoğlu'na hukuki mütalaa verme aşamasına gelmişlerdir. Ceza yasasının hazırlanmasında bulunan akademisyenlerden biri hakkında da birden çok soruşturma ve ceza dava dosyası bulunmaktadır. Toplumda onarılmaz yaralar açan bu yasalardan kurtulmalıyız. Eski ceza kanununda korunan hukuki yarar kamu güvenliği ve genel ahlak iken yeni yasada kişi özgürlüğü korunan hukuki yarar kabul edilmiştir. Gelinen aşamada, yargıdaki veriler vahameti göstermektedir.

Sadece yasalar ve uygulamalardan kaynaklanmayan derin fikir sapmaları ile de karşılaşıyoruz. Eskinin hızlı mücahitlerinden olan bir yazar; topluluğa yaptığı konuşmasında,