Ağlayan kadın
Müslümanların acılarına gönülden ağlayan bir anne görüşü, biz merhameti yeterince hissediyor muyuz yoksa başkalarını yargılamaktan mı acıyız?
Yazar, Suriye ve Müslümanlar üzerindeki zulümlere karşı derin acı duyan bir kadın örneğinden hareketle, toplumun merhamet kapasitesi ve sorumluluğunu sorgulamaktadır. Mehmet Akif'e referans vererek, tarihsel ağlamış kalplerin günümüzde eksikliğine işaret etmektedir. Ancak yazarın bu hassasiyet ölçütünü genellendirdiği ve bireysel duygusal yoğunluğu toplumsal sorumluluğun göstergesi olarak kullanıp kullanmadığı sorgulanmalıdır.
"Söyleyin bana güzel bir haber verin de ağlamam kesilsin. Canım yanıyor, bütün bedenim kavruluyor. Kahroluyorum."
"Suriye de zor durumda. Acımasız soykırımcı Siyonistlerin ve onun peşine takılan Epstein düşkünü Trump'ın İran'dan sonra hedeflerinin güzel ülkemiz olduğu söyleniyor. Yarabbi ne yapabilirim ben ağlamaktan başka söyleyin."
Bu imanlı ve kalbi Allah sevgisiyle dolu kadın konuştukça şaşırdım, üzüldüm.Hakikaten ne diyeceğime, ne teşhis koyacağıma karar veremedim. Müslümanların uğradığı zulme, haksızlığa, felaketlere gönülden acı duyan merhamet timsali bu anne mi hastaydı yoksa onun kadar hassas olmayan, onun kadar kalbinde merhamet hissetmeyen bizler mi
***
Yarabbi, ne yapacağımızı ne diyeceğimizi şaşırmış haldeyiz. Mehmet Akif yaşarken bu acı felaketlere ağlayan biri vardı. Şimdi o da yok. Demek ki böyle kalbinin derinliklerinde acıyı hisseden birileri var.

4