Dünyada unutulduğu sanılan hiçbir iyilik karşılıksız kalmayacağı gibi, üzeri örtülen hiçbir günah da ihmal edilmez.
İnsan hayatı; yaptığı her tercihin, attığı her adımın ve kalbinden geçirdiği her niyetin ilahi bir terazide tartıldığı hassas bir imtihan yolculuğudur. İnsanoğlu zamanın akışı içinde çoğunlukla yaptıklarının izinin silindiğini, günlerin ardında kalan amellerinin kaybolup gittiğini zanneder. Hâlbuki her anımız, her sözümüz ve her davranışımız tam bir adaletle kayıt altına alınmaktadır. Allahü teâlânın rızası için gösterilen hiçbir fedakârlık, sabırla taşınan hiçbir meşakkat, güzel ahlakın eseri olan hiçbir davranış zayi olmaz. Bir gönlü teselli eden birkaç söz, bir muhtacın yükünü hafifleten yardım, incinmiş bir insana samimi bir tebessüm, insanların gözünden kaçsa veya zamanla unutulsa da Allah katında değerini kaybetmez.
Hayatın temel esası, ekilen tohumun bir gün mutlaka meyve vereceğidir. Bir insana uzatılan yardım eli, bir yetime gösterilen şefkat ya da kırık bir kalbi onaran tatlı bir söz, dünyada karşılık bulmasa bile ahiret sermayesi olarak karşımıza çıkacaktır. Kur'ân-ı kerîmde "Şüphesiz Allah zerre kadar haksızlık yapmaz. Yapılan iyilik zerre kadar da olsa onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir" [Nisâ Sûresi, 40] buyuruldu.
Buna karşılık, vicdanın sesini bastırarak işlenen hatalar ve işlenen günahlar da zaman içinde kaybolmaz. İnsan unutabilir, kendini kandırabilir yahut işlediği kusuru aklayacak mazeretler üretebilir; ancak ilahi adalette her şeyi zamanı geldiğinde ortaya çıkarılacakdır. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "İyilik eskimez; günah unutulmaz; Dilediğini yap; nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün." [Amed bin Hanbel, Müsned]
Mümin hep hayırlı işler yapmak gayreti içinde olmalı, günahlardan ise son derece sakınmalıdır. Yaptığımız iyiliklerin zayi olmayacağı bilgisi kalbimize huzur ve çalışma azmi verirken; günahların unutulmayacağı gerçeği ise bizleri kendimizi daima kontrole, tövbeye ve nefis muhasebesine sevk eder. Nitekim Kur'ân-ı kerîmde şöyle buyurulmuştur

8