İnsan, sahip olduklarıyla değil; kanaati, şükrü ve gönül zenginliğiyle huzur bulur. İsraf bereketi azaltır, kanaat ise berekete ve huzura vesile olur.
Yaşadığımız çağ, tüketimin teşvik edildiği bir çağdır. Reklamlar, kampanyalar ve alışveriş imkânları, insana daha fazlasına sahip olması gerektiğini telkin etmektedir. Birçok kimse ihtiyacı olmadığı hâlde yeni eşyalar almakta, kullanılabilecek durumdaki eşyaları değiştirmekte ve "ihtiyaç" ile "heves" arasındaki farkı unutmaktadır. Hâlbuki dinimiz, nimetlerden faydalanmayı yasaklamamış; fakat israfı ve aşırılığı yasaklamıştır. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen, "Yiyiniz, içiniz; fakat israf etmeyiniz." [Araf 31] buyurmaktadır. Müslüman, nimetlerin kıymetini bilen, onları yerli yerinde kullanan ve kendisine verilen her nimetin emanet olduğunu unutmayan kimsedir.
Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar bir lokma ekmeğe, bir bardak temiz suya ulaşmakta zorlanırken; sofralardan artan yiyeceklerin çöpe atılması, üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Nimetin kıymeti, onu kaybedince daha iyi anlaşılır. Bu sebeple mümin, elindeki nimete şükretmeli ve onu dikkatli kullanmalıdır.
İsraf sadece ekmeği çöpe atmak veya gereksiz harcamalar yapmak değildir. Vakti boş ve faydasız işlerle geçirmek de bir israftır. Saatlerce ekran karşısında oyalanmak, ömrü faydasız meşguliyetlerle tüketmek, gençliği ve sağlığı boş yere harcamak da israftır. Suyu gereksiz yere akıtmak, elektriği lüzumsuz kullanmak, imkânları ölçüsüzce tüketmek de nimete karşı vefasızlıktır.
İsraftan kurtulmak için her şeyi yerinde ve gerektiği kadar kullanmak ve kanaat etmek lazımdır. Kanaat, helâlinden kazanıp gayret ettikten sonra Allahü teâlânın verdiği kısmete ve rızka razı olmak, gözü başkasının malında olmamak ve sahip olduklarının kıymetini bilmektir. Yoksa çalışmayıp tembel oturup bunu kanaat zannetmek yanlıştır.
İnsan, eğlenmek için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak, keyif sürmek için yaratılmadı. Onun asıl işi, kulluk vazifelerini yapmak, Rabbine itaat etmek, Ona sığınmak, yalvarmak ve kendisine verilen nimetleri, Onun rızasına uygun ve yerli yerinde kullanmaktır. Bu sebeple yapılan alışverişler ve meşgul olunan çeşitli şeyler "gerçekten ihtiyaç mı, yoksa geçici bir heves mi" diye dikkat etmelidir.

25