Edepli ve mütevazı insan, yanına en kolay yaklaşılabilen; sözünden incelik, sohbetinden huzur duyulan, gönülleri ferahlatan insandır.
Edep; güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlak, hayâ, nezaket ve zarâfet demektir. Edep, insanın ziynetidir. Edep, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Tevazu ise her iyiliğin anahtarıdır. Hadis-i şerifte, "Allah için tevazu göstereni Allah yükseltir" buyurulmuştur.
"Toprak ol toprak, gül bitsin sende,/Ancak topraktır kavuşan güle."
Toprak sessizdir ama bereketlidir; tevazu da böyledir, gürültü yapmaz fakat gönüllerde iz bırakır.
İnsan, gönlünden taşan edep ve tevazu ile kıymetli olur. Kimi vardır, makamı büyüdükçe kibirli olur; kimi vardır, ilmi arttıkça başı eğilir. İşte asıl ziynet burada belli olur: Edep, insanın haddini bilmesi; tevazu ise o haddin içinde herkese yer açmasıdır.
Bugün birçok kimse, şöhret ve gösteriş, öne çıkmak, kendini haklı göstermek için gönül yıkıyor, insanları incitiyor. Hâlbuki edebin olduğu yerde kelimeler merhamete bürünür; tevazunun olduğu yerde başarı kibir doğurmaz.
Büyüklerimiz, "Edep, aklın tercümanıdır" demişlerdir. Çünkü insanın ne kadar bildiği; öfkelendiğinde nasıl konuştuğundan, güçlendiğinde zayıfa nasıl davrandığından anlaşılır. Edep, insanın her sözünde, her işinde, her davranışında ve her hâlinde; incelikle, saygılı ve ölçülü hareket etmesidir. Bu güzel haslet, insanı hem toplum içinde sevdirir hem de gönüllerde güzel bir iz bırakır. Tevazu ise insanın sahip olduğu ilmi, makamı, serveti ve itibarı Allahü teâlânın bir emaneti bilerek kibirden uzak durması; kendini başkalarından üstün görmeden, kulluk şuuru içinde alçak gönüllü yaşamasıdır. Böyle insanın yanında kimse ezilmez, kimse hor görülmez; çocuk güven bulur, yaşlı hürmet görür, yoksul mahcup edilmez, muhatap, insan yerine konur.
Kibir, insanı kendi gölgesine hayran eder; tevazu ise başkasının ışığını da fark ettirir. Edepsiz zenginlik gösterişe, tevazusuz ilim gurura, merhametsiz söz yaraya dönüşür.

3