İyi ki doğdum!..
Sosyal medyada doğum günü paylaşımı yapmak için kurguladığımız kişilik, gerçek biz midir yoksa başkalarının gözünde olmak istediğimiz illüzyonları mı sunuyoruz?
Yazar, sosyal medyada doğum günü paylaşımı yaparken kendini yakaladığı samimiyetsizliği anlatıyor. Her seferde başkalarının beklentilerine uygun, profesyonel veya mütevazı görünen cümleler kuruyor fakat her bir kelimenin altında bulunan gizli mesajların, aslında kendi benliğini değil yapılması gereken performansı yansıttığını fark ediyor. Açık söylemekle, sessiz kalmakla hatta sosyal medyayı kapatmakla arası açıkken, varoluşsal bir soruya çarpıyor: dijital çağda otantik bir ifade mümkün mü?
Dün doğum günümdü. Akşam eve gelince sosyal medyada bir paylaşım yapayım dedim. Önce galerimden güzel bir fotoğraf seçtim. Sonra da "Ne yazsam acaba" diye düşündüm.
Birkaç cümle karaladım ama beğenmedim. Esprili yazdım, çok cıvık oldu. Ciddi yazdım, haber bülteni gibi oldu. Baktım cümleler toparlanmıyor, "Millet doğum gününde ne yazıyor acaba" diye bakmak için sosyal medyaya girdim. Birkaç kaydırmadan sonra da kendimi birden Linkedin'de buldum.
Kariyerinin zirvesinden halka seslenen paylaşımlar arasında ilerlerken kendi doğum gününü kutlayan birisine rastladım. Kollarını göğsünde kavuşturmuş, takım elbiseli, saçsız bir arkadaş... Ve onun metninden aldığım ilhamla iki giriş cümlesi yazdım:
"Bugün benim doğum günüm. Heyecanlıyım çünkü vizyonumu yeniden kalibre edeceğim yeni versiyonuma adım atıyorum."
Yazdım ama birkaç okumadan sonra cümleler garipleşmeye başladı. Özellikle "kalibre" kısmına fena takıldım. Kendi kendime, "Yahu hayırdır Sen sanayi tipi kumpas mısın Füze rampa sistemi misin Ne kalibrasyonu Allah aşkına" deyip vazgeçtim...
Sonra birkaç doğum günü paylaşımı daha yakalayıp, cümleleri çamaşır sıkar gibi sıktım. Damlayan kelimelerden iki cümle daha kurdum:
"Yeni yaşımda daha fazla farkındalık ve daha az ego ile kariyer haritamı yeniden şekillendireceğim. Bu yeni döngüde kendi potansiyelimi yeniden keşfetmek istiyorum."
Bu cümleyle de biraz bakıştık. Bu bakışma esnasında daralan içimde şu cümleler peydahlandı:
"Farkındalığı egoyu falan boş ver şimdi Salih! Yeni yaşında daha fazla hastalık ve daha az saç var. Hücrelerin artık emeklilik dilekçesi veriyor. Dizlerin merdiven görünce toplu sözleşmeye oturuyor. Buna farkındalık değil yaşlılık denir. Potansiyelin de belli işte... Elli yaşından sonra daha neyi keşfedeceksin Sen kariyeri bırak da kendine kabir yeri bak..."
Bu sorgulamadan sonra döngülü-potansiyelli cümleleri de silip sadece şunu yazdım:

4