Kimi sevinçler vardır; taşkındır. Gürültülü, abartılı ve yorucu… Maddi sebeplere yaslandığı için samimiyeti eksik, gösterişi fazla olur. Ağza aceleyle tıkılan kocaman bir lokma gibi ihtiraslıdır.
Bayram sevinci ise ağızda yavaşça eriyen, eridikçe tadı artan akide şekeri gibidir. Zamanın içinde usul usul demlenen, vakti gelince mevsimine kavuşmuş bir çiçek gibi açan, derin ve duru bir sevinçtir.
İnsanın ruhunu hırpalamaz; onu dinlendirir. Göz alan bir projektör ışığı gibi sert ve yorucu değil, sabah namazına giden bir çocuğun mahmur gözlerinde titreyen kandil gibi yumuşak ve aydınlıktır bayram sevinci.
Minik kalplerde tarif edilmesi güç, billur bir neşe birikir bayramda. Cami dönüşü babasının elinden tutup eve yürüyen çocuğun göğsünde beyaz bir güvercin gibi kanat çırpan sevinç, her adımı, her nefesi, her bakışı kıymetli kılar.
Bayram sabahında saadet bazen kahvenin köpüğünde, bazen çayın deminde, bazen kapı zilinde, bazen de ekmeğin çıtır köşesinde gizlenir. Her ev, kendi neşesini sessizce çoğaltan bir şenlik yerine döner.
Çocukların ceplerinde para değil, sevinç birikir o gün. Paranın en masum hâli, bayram günü çocuğun cebinde duran hâlidir. Bir çikolata almaya ancak yetecek kadar küçük bir harçlık bile, minicik avuçlarda büyür; berekete, neşeye, servete dönüşür.
Sokaklarda "her şey dâhil" bir saadet yaşanır. Harçlık çoksa "tam pansiyon", azsa "yarım pansiyon" eğlenilir. Su tabancasının küçücük haznesine koca bir mutluluk sığdırılır. Misafir için sandıktan çıkarılan nevresimlerden yükselen naftalin kokusu, eve eski zamanlardan kalmış bir huzur gibi yayılır.
Hasret, bayram sabahlarında şehirler arası otobüslerde şehir şehir eksilir. Gönüller arasındaki mesafe kısaldıkça kısalır. Kahvaltı, aileyle sarmaş dolaş olur; gülsuyu şekerlikle, kapı zili tatlı bir telaşla birleşir. Muhabbet çayla birlikte demlenir, kahvenin hatırı yıllara sığmaz, taşar.
Çocuklar her zil sesinde kapıya koşarken, büyükler salonlarda koyulaşan sohbetin içinde eski kırgınlıkları usulca eritir. Çünkü bayramda hesaplaşma değil, kucaklaşma vardır.
Bayram, gösterişten uzak mutlulukların ana yurdudur.
Zaman, bayram günlerinde daha zarif akar. Saatler acele etmez, hesap kitap susar, hatıralar konuşur. "El öpenlerin çok olsun" duası dilden dile dolaşırken, beddua kendine saklanacak yer arar. Dargınlık küçük bir hediyeye, küskünlük içten bir tebessüme yenilir.

3