Yalnızlığın fiyakası - SALİH TUNA

Yalnızlıktan şekvacı olmak oldukça fiyakalıdır. Tek başına "yalnızım" demek bile sevgiliye koca bir aşk şiiri döşenmekten çokluk etkilidir.
Sezen Aksu'nun "Tanrım tek başına koyma kulların / Yalnızlığa ancak sen dayanırsın..." sözlerini okuduğu o şarkı hepinizin kulağına bir şekilde çalınmıştır.
Bu yüzden olsa gerek, etrafı gırtlağına kadar insanla dolu olanlar bile yalnızlık söyleminin müptelası olmuştur.
"Kardeşim senin neren yalnız" dersen retorik hazırdır: "Kalabalıklarda yalnızım..."
Sanki dersin birdenbire dünyanın döndüğünü söyleyen Galilei mübarek, kimsecikler onu anlamıyor.
Halbuki, derdini dinlesen anlamaya üşenirsin, o derece entipüften.

***

İtiraf edeyim, hayatım boyunca "Kendini yalnız hissediyor musun" diye soran hiç olmadı.
Şayet sorulsaydı dünya şampiyonu merhum boksör Muhammed Ali gibi "Hayır, yalnız değilim; çünkü Allah benimle" şeklinde cevap vermek aklıma gelir miydi, bilmiyorum.
Tövbeler olsun, fakire de bir kez sorulmuştu, şimdi hatırladım, anlatayım: Üniversite yıllarımda Beyoğlu Atlas Sineması'nda Sinema Günleri (o vakitler henüz Festival adını almamıştı) adı lazım değil bir film için bilet kaldı mı diye sormuştum. Gişedeki iki kadından biri (kaç bilet istiyorsun anlamında) "Yalnız mısın" diye sorunca, "Çok yalnızım!" demiştim de gülüşmüştük.
Demem o ki, yalnızlıkla hep dalga geçtim.
Yalnız kalmanın her şeyden evvel tefekkürün mütemmim cüzü olduğunu söylemeliyim.
Lafın burasında, Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sındaki şu sözünü hatırlamanın tam vaktidir: "Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır..."

***

Yalnız kalmanın felaket olduğuna dair insanları önce kesin inançlı hâle getirdiler, ardından da "Sakın kendinle kalma, her daim bizimle kal" dercesine etrafını dijital ağlarla çevirdiler.