Azerbaycan devlet erkânı "İç işlerimize karışmayın" diyor, Türkiye'den de mukabele gecikmiyor: "Azerbaycan'ın iç işlerine karışmak kimin haddine!"
Şahane!
O hâlde sorun ne
Sorun, devletler için geçerli olan "iç işleri" gibi sınırları halkların kalbine de döşemeye kalkmaktır.
Azerbaycan'daki nevzuhur başörtüsü yasağına oradaki halk feryat figan ederken, Türkiye'deki milyonların bu feryadı duymazlıktan gelmesini kimse bekleyemez.
Hele ki...
Aynı zulme vaktiyle maruz kalanlardan bunu beklemek, o insanların bizzat kendilerine saygısızlık yapmasını beklemekten başka bir şey değildir.
***
Efendim neymiş Siyasi aktörler lafa karışınca "fitne" kopuyormuş. Varsayalım ki öyle, bundan halka/millete ne"İç işleri"ne karışma muhabbeti devletler arasında olur, halklar arasında değil.
Aynı mana ikliminde yıkananların arasına haritalar, bölgeler, coğrafi çizgiler, etnisiteler veya mezheplerle sınırlar çekemezsiniz.
Zira Müslüman'a sınır çizen doğrudan İslam'ın kendisidir. Haksızlığa/zulme muttali olduğunda da kıymet hükmü bellidir:
Önce elle düzelteceksin, gücün yetmiyorsa dille söyleyeceksin, o da olmuyorsa kalple/ gönülle tavrını koyacaksın.
***
Aynı tavır İsrail ile ilişkiler için de geçerlidir.Mesela, Netanyahu denen soykırımcı BM kürsüsünde zırvalarken, o salonu terk etmeyen malum devletlerin eleştirilmesine kimsecikler karışamaz.
"Efendim, hangi devletle ilişki kuracağımıza biz karar veririz!" Daha beter olun, da, halka ne

3