SDG, Şam yönetimine katıldı diye birileri hemen "Truva Atı" argümanına sarıldı. Güya bu hamle, zayıflatılmış Suriye'yi içeriden ele geçirmeye yönelik bir İsrail planıymış.
Hülasa, Suriye SDG'leşerek "Büyük İsrail" projesine taşeron olacakmış.
Tuhaf olan şu: Bu iddiayı dillendirenler içinde en çok sesi çıkan emekli tümamiralimiz Cihat Yaycı, İsrail'e kategorik olarak karşı değil. Vaktiyle "Libya ile yaptığımız deniz anlaşmasını İsrail ile de acilen yapmalıyız..." diyerek "çıkar ortaklığında" sınır tanımadığını gösteren biri.
Anlaşılan o ki soykırımcı İsrail'e kamuoyunun duyduğu nefreti araçsallaştırarak söz konusu "entegrasyon sürecini" mahkûm etmeye çalışıyor.
Hayır, asla...Memnun olan ABD, İsrail değil. (ABD, Türkiye karşıtı terör örgütlerini sürgit desteklemenin, sonuç itibarıyla Türkiye'yi gözden çıkarmak anlamına geleceğini gördü ve bunu göze almak istemedi. Takdir edersiniz ki İsrail'in böyle bir kaygısı yok.)
Gerçi mezkûr entegrasyondan ABD'nin memnuniyeti de adamakıllı sorgulamayı gerektirir ama yanıltıcı bilgi vermeyi değil.
Gelgelelim, entegrasyon üzerinden "Tel Aviv şokta!" manşetleri de yanıltıcı. Zira ortada şok mok yok.
The Jerusalem Post ve The Times of Israel gibi yayınlar, "Kürtlerin özerklik hayalinin acı sonu" şeklinde son derece sinsi tepki gösterdiler. Silah bırakan Kürtlerin savunmasız kaldığını söyleyerek de Kürtleri güya dert ediniyormuş gibi yaptılar.
Hâlbuki İsrail, soykırıma uğratacağı insanların Kürt- Türk, Arap- Acem, Şii veya Sünni olmaklığına bakmaz.
***
Mesele şudur: İsrail, kontrol ettiği ve kontrol etmeyi hedeflediği topraklarda azınlıkta kalma endişesiyle malul. Yahudi nüfusu küçük ama "Arzımevut coğrafyası" büyük.Düçar oldukları işbu derin demografik anksiyete yüzünden etraflarında güçlü devletler istemiyorlar.
Bundan sebep Hristiyan Arapları "Arami" ilan ettiler. Bedevileri orduda devşirdiler.

9