Geçenlerde sosyal medyada bir yurdum insanının, "Batı'ya gidin de insanlık görün..." diye hülasa edeceğim bir iletisine rastladım.
Bu da bana "Alamancıların" (ilk gençlik yıllarımızda kulaklarımıza eziyet olan) o meşhur lakırdılarını hatırlattı:
"Almanya sokakları öyle temiz ki süt dök yala, o derece."
Demek ki geçen onca yılda değişen pek bir şey olmadı. "Yalama" sevdası, Batı'nın sokaklarından Batılı insanın sahte parıltısına kaydı sadece.
Alamancılar hiç değilse sempatikti, yeni sürüm Batıcılar öyle mi ya!
O kadar sevimsizler ki, eldivenle sevemezsiniz. Bunlara, "Memlekette adalet kalmadı" şamatası eşliğinde Batı'ya kapaklanan bilumum eşhas dâhil elbette.
Bu "sevimsizlerin" demesine bakacak olursanız, Batılıların alayı "etik fabrikasından" çıkmış nezaket abideleri.
Hadi diyelim öyle olsun...
Peki, bu "çok nazik, çok erdemli" insanların, burnunun dibinde, Gazze'de naklen yayınla soykırım yapılırken neden gıkları çıkmadı
Devletleri çocuk katliamlarına mühimmat taşırken, neden kütüphane sessizliğinde takıldılar (Seslerini çıkaranlara bin selam olsun.)
***
Bir kedinin patisi incinse dünyayı ayağa kaldıran bu Batılı vicdan kumkumaları, uzak coğrafyalarda kendi vergileriyle fonlanan "organize katliamlara" gözlerini yumup insan haklarından, demokrasiden söz edebiliyorlar.Ruh hâlleri tam bir kara mizah örneği...
O kadar ki arka bahçesindeki toplu mezarların üzerine büyük bir titizlikle taze çim ekerken, tezgâha koyduğu organik domateslerin yeterince dezenfekte edilip edilmediği üzerine kafa yoran bir insan evladına benziyorlar.

2