Türkiye'de stadyumda veya ekran başında kalp krizinden hayatını kaybeden pek çok taraftarımız oldu. Fakat hiçbir futbol takımımız (Milli Takım dahil) Filenin Sultanları gibi Avrupa Şampiyonası çapında başarı elde edemedi.
Hayır asla, ne "Futbol takımlarımız ölmeye değmez" demeye getiriyorum ne de "Onca insan boşuna mı ölüyor" yollu bir ironinin peşindeyim.
Zaten ölüm ironi kaldırmaz!
Belki de voleybol izlemek kalp krizi geçirmeye o kadar elverişli değildir.
Gerçi futbol da voleybol da topla oynanıyor. Top da malumunuz yuvarlak yani maçın sonucu önceden kestirilemeyeceği için heyecan baki.
***
Belki de kalp krizine heyecandan daha çok üzüntü neden oluyor. Fenerbahçeli taraftarların kalp krizinden vefatlarının 2013-2014 sezonundan sonraki o uzun "şampiyonsuzluk" yıllarına denk gelmesi tesadüf müKoray Şener mesela; 2018'de Galatasaray deplasmanında kalbi durduğunda henüz 20 yaşındaydı. Adnan Alkış 2021'de, Ahmet Özdemir ise 2022'de, en son olarak da birkaç gün evvel Gerçek Yaşar'ı Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde kaybettik.
Merhum vaktiyle Bingöl'de teröristlerle çatışıp gazi olmuştu. Dağdaki kurşunun alamadığı o canı, bir maçın heyecanı veya üzüntüsü veya öfkesi aldı.
Hakemlerin sahadaki keyfi ve sorumsuz kararlarının sadece skor tabelasını değiştirdiğini sanmayın.
Yanlış bir karar tribündeki kalplere öfke, stres ve çaresizlik de pompalar.
Elbette hiçbir hakemi kalp krizinin nedeni olmakla suçlayamayız.
Ama verdikleri kararların psikolojik yükünü de hafife almasınlar. Demem o ki sorumluluğun bu yönünü de akıllarına düşürsünler.

11