Cem Küçük adlı gazeteci arkadaşımız, ABD'nin Venezuela'ya tecavüzü sonrası zafer sarhoşluğuyla coşmuş.
O kadar ki, "Bütün oklar Maduro yanlısı Tucker Carlson'a döndü, ağzını açmıyor..." diyor.
Her şeyden evvel Carlson'ın bu dönemdeki dominant özelliği Maduro yanlısı olmak değil, Netanyahu karşıtı olmaktı. ABD'nin İsrail'e yardımlarını kıyasıya eleştirip siyonistleri fena hâlde rahatsız ediyordu.
Küçük arkadaşımızın rahatsızlığı nedir ki, Carlson'la fırsat bulmuşçasına ödeşmeye çalışıyor
Bu neyin hıncıdır
Bir de acayip bir iştiyakla, "İsrailli devlet görevlileri İran'a, 'Sıra sende' diyorlar..." şeklinde paylaşım yapıyor.
"İsrailli devlet görevlileri" he mi
O soykırımcı görevliler Türkiye'ye de çok şey diyorlar, onları ne yapacağız peki
Üstü "çizilmiş" kesimler üzerinden sörf yapmak tam bir kurnazlık. Ne demek, "Bizdeki Avrasyacılar, Rusçular şaşkın, adamları indirildi..."
Hazır kaptırmışken, Maduro'nun her daim arkaladığı Filistinliler ve Hamas da şaşkın deseymiş ya!
Zira, Hamas yönetimi Maduro'nun kaçırılmasını güçlü bir şekilde kınadı.
Cem Küçük dostumuz madem Maduro'nun esir alınmasına bu kadar sevindi; "Maduro da demokrat değilmiş, otoritermiş..." diyen İmamoğlu gibi biraz daha usturuplu sevinseydi bari.
Yahut eski cumhurbaşkanımız Abdullah Gül gibi, "Maduro muteber adam değildi ama bu yöntemle indirilmesi meşru olmayan yollara kapı aralar..." demeye getirmekle yetinseydi. (AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in tepkisi ne kadar yerindeyse, Dışişleri Bakanlığımızın "taraflara itidal çağrısı" da o kadar yersizdi. Ortada "taraflar" diye bir şey yok. Tecavüz eden ve edilen var. Nokta.)

2