İnsanlığın sıfır noktası

İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü mezalimi anlatmaya "soykırım" sözcüğü bile artık kifayet etmiyor.
Bu korkunç katliamların içimizde açtığı onulmaz yaralara tercüman olacak bir ifade ararken, 53 yaşındaki Amerikalı bir kadının sarsıcı itirafına rastladım.
"Şüphe yok ki, ayetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hâle geldikçe, acıyı tekrar duysunlar diye derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir..." şeklindeki Nisa Suresi 56. ayetin İngilizce mealini okuduktan sonra şöyle diyordu:
"Eğer bu ayeti daha önce okusaydım, muhtemelen çok ağır bulurdum. Ancak İsrail'in ve ona bomba tedarik eden kendi hükümetimin uyguladığı vahşeti gördükten sonra fark ettim ki, bu cezalandırma biçimi bana artık fazlasıyla adil geliyor.
Bu ayeti artık çok iyi anlıyorum..." Bu yaklaşım aynı zamanda soykırıma tanıklık etmenin biricikliğinin de ifadesidir.

***

Gazze soykırımına tanıklık ettiğimiz bu dönemde kıymet hükmümüz her şeyden evvel kişinin ya da devletin soykırım karşısında nerede durduğu olmalıdır.
Bu nedenle Sol Partili Elif Eralp'in Berlin Belediye Başkanı seçilmesinden mutlu oldum. Tıpkı Mamdani'nin New York City Belediye Başkanı seçildiğindeki gibi...
Elif Eralp'in 1915 olaylarına dair temelsiz iddiaları desteklediğini veya Kıbrıs'taki varlığımızı "işgal" olarak gördüğünü ben de biliyorum.
Fakat "Netanyahu Berlin'e gelirse, kesinlikle tutuklanması ve hesaba çekilmesi için elimden geleni yaparım..." diyebilmesi biricik önemi haizdir.
Yanlış anlaşılmasın, kimseyi baş tacı etmiyorum. Sadece İsrail'i aklamak yerine, insan onuruna yakışır bir tavır koyabilmesinin altını kalınca çiziyorum.
Kaldı ki, Berlin Belediye Başkanı başka biri (kuvvetle muhtemel bir Alman) olsaydı Türkiye hakkında sanki farklı mı konuşacaktı Fazladan, İsrail'in soykırımını "kendini savunma hakkı" olarak değerlendirecekti.

***

Aynı kıstas devletler için de geçerlidir.
Mesela Yunanistan, günümüz