Erdoğan'ın feryadı, Karakoç'un haberi
Batı'nın İslam medeniyetini silme arzusunu görüp haber veren Sezai Karakoç haklı mıydı, yoksa tarihsel projeksiyonlar hep yanılmaz mıdır?
Yazar, Sezai Karakoç'un yıllar öncesinden uyardığı Batı'nın İslam dünyasını yok etme planının bugün gerçekleştiğini iddia ederek, İslam coğrafyasındaki çatışmalara mezhep ve etnisite asabiyetinin değil, ortak insani tehdit bilincinin karşı konması gerektiğini savunuyor. Trump ve İsrail rejiminin "güçlüler hakkı" zihniyetine karşı, mesihçi deccal mentalitesine müslümanlar olarak birleşilmesi gerektiğini vurguluyor. Peki, İslam birliğinin çağrısı, tarihi mezhep ve etnisite çatışmalarının somut gerçekliğini göz ardı etme riski taşımaz mı?
Sezai Karakoç üstadımız, 1960'lı yıllarda "Sütun" başlığı altında kaleme aldığı yazılarında, Batı'nın medeniyetimizin ifadesi olan İslam şehirlerine duyduğu derin kıskançlığı ve yok etme arzusunu haber vermişti.
Aradan geçen altmış yıl, mezkûr haberi trajik bir hakikate dönüştürdü.
Bağdat'tan İsfahan'a kadar uzanan yıkım hattı, İslam medeniyetinin mümtaz kalelerinden biri olan İstanbul'umuzun da bu kuşatmanın dışında olmadığının göstergesidir.
Rahmetli Karakoç bugün yaşadığımız küresel kâbusu da 2012'lerde şöyle haber vermişti: "Batı, İslam'ın bir daha dirilmemek üzere haritadan silineceği nihai bir işgalin peşindedir..."
Bizzat dinlediğim bu konuşmasında, mahut işgalin Moğol ve Haçlı saldırılarından çok daha yıkıcı bir mahiyet arz ettiğini dile getirmişti.
Üstadımız elbette müneccim değildi. Batı'nın cemaziyelevvelini bilirdi; bir de tarihin akışına yüz yıllık projeksiyonlarla bakmayı.
***
Soru şudur: Merhum Üstadımızın yıllar öncesinden görüp haber verdiği, gözümüzün önünde naklen cereyan ederken nasıl oluyor da göremiyoruz (Efendim Yusuf'um, sevgili filozofum)Bu nice körlüktür ey ehl-i insaf
Hiç görülmüş olsaydı etnisite veya mezhep asabiyeti matine-suare terennüm edilir miydi
Hem de Sayın Erdoğan daha geçenlerde şöyle feryat ettiği hâlde: "Füzeler, bombalar ve drone'lar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın; Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi.."
Bu feryadı Erdoğan'dan hazzetmeyenlerin veya yeminli düşmanlarının umursamamalarını anlarız. "Reis" sözünü dilinden düşürmeyenlere ne diyeceğiz peki
"Coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim kanımız" diyerek ümmeti sahiplenmek yerine; mezhep veya etnisite fitnesine Suriye'den veya tarihten "gerekçe" göstermeyi marifet sanıyorlar hâlâ. "Vahdet" kelimesini ağzına alanları da tahfif ediyorlar.

4