Erdoğan'ı anlamak...

Güya İran'ı arkalayan kimi hesapların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı itibarsızlaştırmak için adeta fırsat kolladığını esefle takip ediyoruz.
Hayır yani ne sanıyorlar
Bugün Erdoğan gidip de Nevşin Mengü kafalılar iktidara gelse, İran'ın başı göğe mi erecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Körfez'deki Arap ülkelerini (Suudi Arabistan, BAE, Katar ve diğerlerini) İran'a karşı olası bir savaşa katılmamaları için yoğun bir diplomatik çabayla sükûnete davet ettiği "Bloomberg" gibi uluslararası yayın organlarına dahi yansıdı, görmüyorlar mı
Şuncağızı da mı akıllarına düşürmüyorlar:
Erdoğan değil de (kendi ülkesi Venezuela'ya Amerikan askeri müdahalesi çağrısı yapan) Maria Corina Machado gibi bir vatan hainini "özgürlük kahramanı" ilan eden kafalar iktidarda olsaydı ne olurdu
Körfez ülkelerini savaştan uzak tutmaya mı çalışırlardı yoksa İran'a karşı açılacak cephede Batı'nın güdümünde en ön safta yer almak için mi yırtınırlardı

***

Unutmuş olamazsınız: Bundan 15 yıl mukaddem ana muhalefet, sırf İran'a yapılan haksızlıklara karşı çıktığı için Erdoğan'ı "eksenimizi kaydırmakla" ve "Batı'dan kopartmakla" suçlamıştı.
Nedeni de şuydu:
Sayın Erdoğan, o dönem Başbakan sıfatıyla uluslararası arenada, "İsrail'in elindeki nükleer silahları görmezden gelip İran'ın barışçıl nükleer santrallerine karşı çıkmak çifte standarttır..." diyerek adaleti haykıran yegâne liderdi.
Ne var ki bu tarihsel ve stratejik duruşu ne dışarıdaki husumet odakları ne de içimizdeki dar görüşlü (Şii veya Sünni) "mezhepçi" hamakat ehli kavrayabildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa süre önce de 13-14 asırlık mezhep tartışmalarının yeniden alevlendirilmesini tehlikeli bir psikolojik harp olarak tanımlayarak şu tarihi uyarıyı yaptı: "Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz."
Devlet Bahçeli de bu ayrıştırıcı tuzaklara karşı devlet aklının tavrını netleştirerek destek verdi.