Erdoğan, İsrail'in elini nasıl kesti

Salih Tuna
Bugün
24

Mahalle kökenli malum siyasi figürlerden, kalplerinde hastalık olanlara kadar bilumum eşhas, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında olur olmaz her fırsatta "güven bunalımı" oluşturmayı marifet biliyor.
Bunların arasında...
Sırf komşumuz İran'la ticaret yaptık diye Halk Bankası davası üzerinden, ABD Türkiye'ye mavi gökyüzünü dar edecek beklentisi içinde daha dün sevinç naraları atan; sözde antiemperyalist, sözde ultra ulusalcı mebzul miktarda yeminli muhalif de var.
Şimdi hepsi birden antiemperyalizm üzerinden Erdoğan'a laga luga ediyorlar.
Dahası, İsrail, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kendine açık bir tehdit gördüğünü her kategoride deklare ettiği hâlde, Filistin duyarlılığı üzerinden Erdoğan'ı "İsrail işbirlikçisi" ilan edecek kadar da tozutabiliyorlar.
Vaktiyle Erdoğan'ı İrancılıkla suçlayan şebelekler de, bugün kalkmış onu İran'a karşı "ABD-İsrail saldırganlığına" yardım etmekle itham edebiliyor.
Halbuki...
Sayın Erdoğan tavrını gayet net bir şekilde ortaya koydu: "Türkiye'nin güvenliği komşularından başlar."
Daha evvel de "Türk, Kürt, Arap, Farisi bizler bu coğrafyanın kadim sahipleriyiz. Asırlardır bir aradayız, beraberiz. Ortak bir maziyi paylaşıyoruz. Bunun için böl, parçala, yönet taktiğiyle kardeşleri birbirine düşman eden ve kaynaklarını sömüren emperyalistlerin oyunlarına gelmeyeceğiz..." demişti.
Lafın burasında "Retoriğe ne bakıyorsun, pratiğe (fiile) baksana" diyecekler.
Hadi bakalım ve soralım:
İsrail'in Kürt örgütleri İran'a karşı ayaklandırma planına Erdoğan engel olmadı mı ABD'nin silah ve istihbarat desteği verdiği bu planın rafa kaldırılmasında, Türkiye'nin sergilediği kararlı duruş belirleyici olmadı mı
Demem o ki, CIA ve MOSSAD'ın, bölgedeki Kürt grupları "vekil güç" olarak kullanıp İran'da bir cephe açma projesi, Türkiye'nin bunu "kırmızı çizgisi" olarak ilan etmesi ve Trump yönetimine iletmesiyle akamete uğradı.