Geçen gün Tahran'da Suudi Arabistan, Türkiye, İran ve Pakistan'ın aynı güvenlik masasında buluşması Mekke İttifakı'nı hedefinden saptırmak isteyen şer odaklarına okkalı tokat mesabesindeydi.
Ne ki "Ortadoğu NATO'su kuruluyor" diye coşmanın da âlemi yok. Her şeyden evvel ortada bağlayıcı bir ortak savunma yok.
Önemli olan şudur:
Ortadoğu güvenliğinin dış güçlerin tekelinden çıkıp bölge aktörlerinin şekillendirdiği çok merkezli bir yapıya evrilme emareleri hiçbir dönemde olmadığı kadar güçlü bir şekilde belirdi.
Bu merkezi yapıda...
İran enerji ve jeopolitik ortak, Suudi Arabistan mali tedarikçi, Pakistan stratejik müttefik, Türkiye ise Asya-Avrupa koridorunun kilididir.
***
Suudi Arabistan'ın bölgesel aktörlerle ilişkilerini çeşitlendirmesinde, 2023'te İran- Suudi Arabistan normalleşmesine aracılık eden Çin'in etkisi elbette inkâr edilemez.Lakin mezkûr "aracılığın" sonuç vermesi ve bu sonucun ittifaka dönüşerek kalıcı hâle gelmesi için Türkiye'nin tavrı hayati önemi haizdir.
Mekke İttifakı'nın "İran'a karşı", dahası "İsrail'e alan açmak" için kurulduğunu iddia edenlerin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı zerre miskali tanımadığını daha önce bu köşecikte dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım.
Şükür ki şükür Tahran'daki zirve ne demek istediğimi tastamam dermeyan etti.
***
Sayın Erdoğan'ı karalamak için muhafazakâr mahallede matine-suare laga luga eden fitne ehline de şuncağızı hatırlatmak isterim:
15