Aydınlanma şampiyonları bize pırıl pırıl bir dünya vaat etmişti.
Akıl her şeyi çözecekti.
Gerçi Max Weber neşemizi kaçırmamış değildi. Zira sistemin tıkır tıkır işleyeceğini ama ruhun kuruyacağını söylemişti.
Hazrete göre modern dünya artık "büyüsü bozulmuş" bir yerdi. Kapitalizm, dini/ maneviyatı peşinden sürükleyip rasyonalize ederken, geriye anlamdan yoksun bir "demir kafes" kalacaktı.
Soru şudur:
Bu kadar rasyonel, hesaplanabilir bir dünyada nasıl oluyor da "Tanrı'yı kıyamete zorlamak" gibi arkaik ve irrasyonel hurafeler/ inançlar (Evanjelik Siyonizm veya çeşitli mesiyanik hareketler) bu denli belirleyici olabiliyor
***
Günümüzde en makul teolojik mülahazalar bile rasyonalizm belasına dışlanırken, "Tanrı'yı kıyamete zorlamak" hezeyanı nasıl kendine yer bulabiliyorHem de tüm dünyayı tehdit ederek...
Tehditten de öte, bu uğurda ülkeler işgal ediliyor, çocuklar diri diri yakılıyor veya ABD-İsrail'in İran'da vurduğu o ilkokuldaki gibi 172 çocuk paramparça ediliyor!
Akılları sıra, yaratıcıya, kıyameti dayatmaya çalışıyorlar. Nasıl bir "yaratıcı" telakkisiyse artık.
Evanjeliklerde zaten akıl arama.
Sanki bir teknoloji start-up'ı yönetiyorlarmış gibi. Girdileri, Ortadoğu'da yeni bir kriz. Çıktıları, Mesih'in bulutlar arasından inişi.
***
Weber'in "demir kafesi" insanı sadece bir makine dişlisine çevirdi. "Neden yaşıyorum" sorusu cevapsızlığa mahkûm oldu.Modern insan bu "varoluşsal krizden" kaçmak için en radikal "hurafelere" sarıldı.

13